kaynamış katranla kalafat etmek ne demek?
Pay
pay
- Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm, hisse.
- Eşit bölüm.
- Bayağı kesirlerden birinin eşit parçalardan kaç tane alındığını gösteren sayı: paydanın üstüne yazılarak yatık bir çizgi ile ondan ayrılır.
- Ayak
Apportionment.
Hence, figuratively: To compensate justly; to requite according to merit; to reward; to punish; to retort or retaliate upon.
To discharge, as a debt, demand, or obligation, by giving or doing what is due or required; to deliver the amount or value of to the person to whom it is owing; to discharge a debt by delivering.
To discharge or fulfill, as a duy; to perform or render duty, as that which has been promised.
To give or offer, without an implied obligation; as, to pay attention; to pay a visit.
To give a recompense; to make payment, requital, or satisfaction; to discharge a debt.
kaynama
- Kaynamak işi.
- Bir sıvının doygun buhar basıncının bulunduğu ortamın basıncına denk olduğu durumda, kabarcık oluşumuyla birlikte buhar evresine geçişi.
Boiling.
Boil.
Ebullition.
Surging up.
Bubbling up.
Knitting.
Bubble.
kaynama derecesi
Boiling range.
kalafat
- Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi
- Aşağısı dar, yukarısı geniş bir çeşit yeniçeri başlığı.
- Osmanlı İmparatorluğunda vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık.
- Onarma, tamir etme.
- Vezir ve daha başka devlet büyüklerinin giydikleri bir başlık.
- Geminin tahtalarının aralıklarını üstüpü vs. ile doldurup üzerine zift sürme işi.
Caulking.
Caking.
Calk.
Caulk.