Bir eylemin, bir adın veya başka bir belirtecin anlamını, gösterme yoluyle sınırlayan belirteç: İşte geldik; İşte burada oturuyoruz; Ta uzaklara gitti; İşte kalem, işte defter vb.
Varlıkların yerini, işaret yoluyla belirten zamir, gösterme zamiri.
Somut ve soyut nesneleri işaret etme, gösterme yoluyla karşılayan kelime. Bugün Türkçede kullanılan işaret zamirleri bu, şu, o (teklik) bunlar, şunlar, onlar (çokluk)'dır: Şu var ki, yanmış bir parmağın soğuk suda bir an için bulunduğu rahatlık parmak sudan çekilince acıyı misillerle büyütmüş olarak geri getirecektir (N. Fazıl Kısakürek, Aynadaki Yalan, s. 145). Bunlar bizim akıl erdirebileceğimiz meseleler değil (N. Fazıl Kısakürek, göst. e., s. 186). Bu adetâ hastayı kudurttu (P. Safa, Şimşek, s. 287). Bunu bilmeyi çok isterdim. vb.
İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese
İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap
Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi.
Kap, kılıf, sarma.
Bk. belirteç
Değiştirime uğramış bir dalganın en uç bölümlerini yani genliğin üst bölümlerini gösteren eğri.
Virüs tarafında kodlanan proteinlerle tomurcuklanma sırasında hücreden alınan lipoprotein tabakadan oluşan ve bazı virüs ailelerinde kapsit yapının üzerinde bulunan yapı ögesi.