felaketine neden olmak ne demek?

  1. (en)Bring to grief.

bring

  1. Mecbur tutmak
  2. Kazandırmak
  3. Neden olmak
  4. Razı etmek
  5. İkna etmek
  6. Getirmek
  7. Hasıl etmek
  8. Sevketmek
  9. İcbar etmek
  10. Vermek (ceza)

felaket

  1. Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela
  2. Çok kötü.
  3. Şaşkınlık, hayret, aşırılık bildiren bir söz.
  4. Bk. yıkım
  5. Bela, musibet, afet, dahiye. Bedbahtlık.
  6. (en)Abominable.
  7. (en)Atrocious.
  8. (en)Bane.
  9. (en)Calamity.
  10. (en)Disaster.

felaket arıza

  1. (en)Cataleptic failure

neden

  1. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep
  2. Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin
  3. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet.
  4. I. Gerçekneden (illet). 1- Bir olayın gerçeknedeni. Bir şeyi etkileyen, oluşturan, doğuran; -> etkinin bağlılaşık kavramı; gerçek etkilere ve değişmelere yol açan etkileme. ("A B ninnedenidir." dendiğinde, "A nın varoluşu B nin varoluşununnedenidir." denmek istenir.) Eskiçağda ve Dekartçılarda bugünkünden daha geniş anlamda kullanılmıştır. Aristotelesnedeni dört ayrı anlamda kullanır: a.Biçimselneden (causa formalis): Biçim verenneden. b. Özdeksel-içerikselneden (causa materialis): Gerçekte bulunan özdekselneden; özdeksel koşul; etkilemenin, temeli, değişmeyen özdeği; kendisinden bir şeyin oluştuğu şey. c. Etkileyicineden (causa efficiens): Başlangıçta bulunan edici, yapıcı, etkileyicineden. d. Erekselneden (causa finalis): Bir son, erek güdenneden. Günümüzdenedenin yalnızca bu son iki anlamı kalmıştır. Etkileyicineden, bir başka olayı doğuran, bir olayı ya da bir eylemi yaratan varlığı göstermek için; erekselneden de, bir edimi gerçekleştirmek üzere güdülen ereği göstermek için kullanılır. 2- Bir özün, bir varlığın olanağının varlık koşulu olarak varlıknedeni, var olmanedeni (Lat. ratio essendiratio possibilitatis). Ancak burada olgusal olay henüz söz konusu değildir, böyle bir olay için gerçekneden (causa) olması zorunludur. 3-Hareketnedeni, kımıldatıcıneden, güdü (motif). İstemenin, eyleminin ruhsalnedeni. II. Mantıksalneden (sebep): 1- Kensisinden, başka bir yargının, başka bir önermenin, başka bir kavramın zorunlukla çıktığı yargı, önerme ya da kavram. Temel, dayanak, gerekçe. (Bağlılaşık kavramı: sonuç=consecutio.) 2- Doğrulayıcıneden, doğrulama, gerekçe: Bir şeyi haklı göstermek üzere öne sürülen kanıt. (Bu kanıt iyi olmayabilir de.) 3- Bilginedeni (ratio cognoscendi): Bir şeyin bilinmesini sağlayanneden. (Ör. Termometrenin yükselmesi ısı artışının saptanması için bilginedenidir; termometre ısının yükselmesinin gerçeknedenini açıklamaz, yalnızca onun bilinmesininnedenidir.)
  5. (en)Cause,.
  6. (en)What for.
  7. (en)Causatively.
  8. (en)Forwhy.
  9. (en)Whence.
  10. (en)Wherefore.

olmak

  1. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
  2. Gerçekleşmek veya yapılmak.
  3. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
  4. Bir şeyi elde etmek, edinmek
  5. Bir durumdan başka bir duruma geçmek.
  6. Herhangi bir durumda bulunmak.
  7. Uygun düşmek, yerinde görülmek.
  8. Yetişmek, olgunlaşmak.
  9. (en)Happen.
  10. (en)Become.

Türetilmiş Kelimeler (bis)

felaketfelaket arızafelaket bölgesifelaket bölgesinden nakledilen kimsefelaket durum merkezinedenneden bilimineden değişkemneden gösterenneden göstermekneden olanneden olmaneden olmakneden olmasınneden rahatsızsınnede olsanedebnedebenedebinedem
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın