dinen ne demek?
Anlamlar
- Din bakımından.
- Din bakımından, diyanet noktasından, dince.
[diñar] give, bestow, deliver.
Reklam
İlişkili Kelimeler
din
- İnanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç veya ülkü.
- 1. (Sözlük anlamı) "Gerek ödül gerekse ceza şeklindeki karşılık" anlamında olup, tabi (uyan) ile kudret sahibi metbu (uyulan) arasındaki ilişkiyi ifade eder. 2. (İslami anlayışa göre) Kişinin yaratılış amacına uygun bir hayat sürebilmesi ve bu amacı belirli bir disiplin içinde gerçekleştirebilmesi için kendisine yol gösteren kurallar bütünü. 3. Akıl sahiplerini kendi istek ve iradeleriyle hayra ve mutluluğa yönlendiren kurum, insanın kendi seçimine dayalı eylemlerini düzenleyen ilahi kanun.
- C.G.S. sisteminde 1 g'lık bir kütlenin hızını saniyede 1 cm artıran güç birimi: Bir nevton 105 din'e eşittir.
- Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet
- Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen
- Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası.
- İlmek.
- Görünen, görünmeyen doğaüstü güç, nesne ya da varlığa inanma nedeniyle doğmuş olan ve bireylerin gerek birbirleriyle, gerek çevreleriyle ilişkilerini birtakım kutsal uygulama ve davranışlarla düzenleyen, sağlayan evrensel olgu. bk. ilkel din, halk dini, arınma, kurban, sakınma, krş. büyü, tören, kutyasak, muska.
- Ceza, ivaz.
Numerical rating used in Europe to describe the sensitivity of film to light The DIN rating increases by 3 as the sensitivity of the film doubles See film speed.
dine
- Konaklama yeri
To eat the principal regular meal of the day; to take dinner.
To give a dinner to; to furnish with the chief meal; to feed; as, to dine a hundred men.
To dine upon; to have to eat.
Give dinner to; host for dinner; 'I'm wining and dining my friends' have supper; eat dinner; 'We often dine with friends in this restaurant'.
Have supper; eat dinner; 'We often dine with friends in this restaurant'.
Give dinner to; host for dinner; 'I'm wining and dining my friends'.
Qui dort dine The seven sleepers and others required no food till they woke from their long sleep The same may be said of all hibernating animals To dine with Democritos To be cheated out of one's dinner Democritos was the derider or philosopher who laughed at men's folly To dine with Sir Thomas Gresham To go without one's dinner; to be dinnerless; Sir Thomas Gresham founded the Royal Exchange which was a favourite lounge for those who could not afford to provide themselves with a dinner To dine with Duke Humphrey To dine with Mahomet To die and dine in paradise To dine with the cross-legged knights.
It was the custom in Egypt to dine at noon But it is probable that the Egyptians took their principal meal in the evening, as was the general custom in the East.- Akşam yemeği yemek, akşam yemeğini yemek, akşam yemeği vermek; ağırlamak
dine aykırı
Unholy.
Türemiş Kelimeler
Reklam