counter ne demek?
- Karşıt şey
- Karşılık
- Karşılıklı vuruş
- Ters, zıt, aksi
- Kontra yumruk atmak
- Tersine, aksine
- Karşı koymak, mukavemet etmek
- Mukabil harekette bulunmak, mukabele etmek.
- Tezgâh
- Fiş, marka
- Sayaç, sayıcı.
- Karşılık vermek, karşı atak yapmak
karşıt
- Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.
- Öznesi ve yüklemi aynı olan, ama biri olumlu öteki olumsuz olan iki tümel önermenin birbiri karşısındaki durumu. (Ör. "Bütün insanlar ölümlüdür." "Hiç bir insan ölümlü değildir." Olumsuzluk yüklemin içinde de dile getirilebilir: "Bütün insanlar ölümsüzdür." gibi.)
- Birbirlerinin biçimsel (çelişik) olarak değil, içerikçe karşısına konmuş (kavramlar). (Ör. Ak-kara, doğru-yanlışkarşıt kavramlardır; oysa ak'ın çelişiği ak-olmayan'dır.)
Inimical.
Opposite.
Contrary.
Retrograde.
Contradictory.
Adverse.
Reciprocal.
counter argument
- Karşı sav
counter assurance
- Reasürans
