case ne demek?

  1. Dava
  2. Vaka
  3. Durum, vaziyet, hal
  4. Kasa
  5. Mesele, problem
  6. Hasta

    I had five cases of syphilis this morning. / Bu sabah beş frengili hastaya baktım.

  7. Gözetlemek, dikizlemek
  8. Ismin hallerinden biri
  9. Garip bir kimse
  10. (argo) iskandil etmek, dikizlemek
  11. Kutulamak, yerine koymak (kasa, kilif vb.)
  12. Kutu

    violin case / keman kutusu

  13. Kaplamak, ciltlemek, örtmek
  14. Mahfaza
  15. Kın
  16. Çerçeve
  17. Matbaa tezgâhı
  18. Kutu veya mahfaza içine koymak, sokmak.

dava

  1. Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma.
  2. İleri sürülerek savunulan düşünce, çözümlenmesi gerekli olan konu, sav
  3. Sorun
  4. Ülkü
  5. Sevgili.
  6. Aranç, dilem, ~ etmek: arançlamak, dilemlemek. ~ nın ihbârı : arancın, dilemin bildirilmesi, ~ ya müdâhale: aranca, dileme katılma. ictinâb ~ sı: önleme arancı, dilemi. îfâ ~sı: ödeme arancı, dilemi, inşâî ~ biçimleyici aranç, dilem (Gestaltungsklage), men' ~sı: giderme arancı, dilemi, tesbît ~ sı: belirtme (saptama) arancı, dilemi.
  7. Yargılıklarca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar için, yasada gösterilen yöntemine göre açılan ve yapılacak yargılama sonucunda, yargıcın kararıyla yargıya bağlanan uyuşmazlıklara ilişkin istemler.
  8. Bk. kanıtsav
  9. Takib edilen fikir, iddia. (Osmanlıca'da yazılışı: da'vâ)
  10. (en)Lawsuit.

case analysis

  1. Öğrenme amaçlı yapılan analiz
  2. Durum ya da olay analizi
  3. Bir askeri operasyonun test edilmesi ve değerlendirilmesi

case and end punctuation

  1. Büyük/Küçük harf ve noktalama

Türetilmiş Kelimeler (bis)

case analysiscase and end punctuationcase approachcase bearing clothes mothcase bookcase conferencecase conversioncase depthcase endingcase endingscascasacasabacasaba meloncasablanca
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın