burmak ne demek?

  1. Bir şeyi iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek

    Bazı sıkı zamanlarda öyle olur ki, sırtımdan çıkan gömleği elimde burup sıktığım zaman, tekneden çıkmış çamaşır gibi, zırıl zırıl su akar.

    R. N. Güntekin
  2. Hadım etmek, iğdiş etmek.
  3. Ağza kekre tat vermek.
  4. Mide, bağırsak sancımak.
  5. Üzmek, sıkıntı vermek

    Hikâyenin burası kalbimi burdu.

    H. E. Adıvar
  6. (en)To twist.
  7. (en)To screw.
  8. (en)To wring.
  9. (en)To castrate.
  10. (en)To give one's mouth acrid taste.
  11. (en)Contort.

burma

  1. Sarığıburma tatlısının bir adı.
  2. Burularak yapılmış bilezik.
  3. Burulmuş, burularak yapılmış, kıvrılmış
  4. Hadım etme, iğdiş etme.
  5. Musluk.
  6. Eğrilmek için bükülmüş yün.
  7. Yaşken burularak kurutulan ot.
  8. Burmak işi.
  9. 1. burmak işi. 2. sarığıburma tatlısının bir adı.3. burularak yapılmış bilezik. 4. sıfat burulmuş, burularak yapılmış, kıvrılmış: 5. hadım etme, iğdiş etme. 6. halk ağzında musluk. 7.halk ağzında eğrilmek için bükülmüş yün. 8. halk ağzında yaş iken burularak kurutulan ot. 9. halk ağzında kuru incir.
  10. (en)Twisting.

burma akıntı

  1. Akış çizgisi akıntı eksenine koşut kalmayan akıntı.
  2. (en)Turbulent flow.
  3. (al)Turbulente Strömung
  4. (fr)Courant turbulent

Türetilmiş Kelimeler (bis)

burmaburma akıntıburma kadayıfBurma kutsal kedisiburma madenden gerdanlıkburbur marigoldburabura buraburacıkta
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın