bankadan toplu talep ne demek?
Anlamlar
İlişkili Kelimeler
run
- III-XIII. yüzyıllarda İngiliz İskandinav dillerinde kullanılan alfabenin harflerinin her biri.
- Göktürk yazıtlarında kullanılan yazı türünün harflerinden her biri.
- Koşmak
- Gidip gelmek (arasında)
- Talep, rağbet
To go swiftly; to pass at a swift pace; to hasten.
To flee, as from fear or danger.
To steal off; to depart secretly.
To contend in a race; hence, to enter into a contest; to become a candidate; as, to run for Congress.
To pass from one state or condition to another; to come into a certain condition; often with in or into; as, to run into evil practices; to run in debt.
bankada parası olmak
Be in the black.
banka
- Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve bunlardan daha başka parasal ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş.
- Bankacılık işleminin yapıldığı yer.
- Mevduat kabul eden, kredi açan, ulusal ve uluslararası ödemelerde aracılık, para nakli, senet iskontosu, emanet kabulü vb. hizmetleri sunan, pazarlanabilir menkul değerler gibi finansal aktifleri elinde tutan ve saymaca para yaratan finansal aracı kurum.
- İtl. Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlerini gören ticari kuruluş.Faiz dinimizde günahtır. Bankalar dar gelirlilerin paralarını faiz karşılığı toplar, zenginlere daha yüksek faizle verir. Bunlar dar gelirlilerin tasarruf ettikleri paralarla bir iş yeri açar, bir mal üretir ve bu malın fiatına, ödedikleri faizi de ekliyerek paranın asıl sahibine satarlar. Böylece bankada faiz karşılığı para yatıran dar gelirliler, kendi paralarıyla üretilen bu malları satın almakla kendi aldıkları faizden daha fazlasını yani zenginin bankaya ödediği faizi ödemiş olurlar. Hem bankacıyı, hem banka ile iş yapan ticaret erbabını kendi paralarıyla çalışmadan zengin etmiş, fiatlarını yükseltmesine ve dar gelirlilerin zulme uğramasına alet olmuş olurlar.İslama uygun olan; iş ortaklığıdır. İş adamı paralarını kullandığı insanları, paraları ölç--uşu--nde işine ortak yapmalı, karını da zararını da buna göre bölüşmelidir. Böyle olursa hem fiatlar yükselmez, hem de bir kısım insanlar zenginleşirken, diğerleri fakirleşmez.
Bank.
Banking.
Banking house.
toplu
- Hep bir arada, toplanmış
- Topu olan.
- Vücutça dolgun
- Düzene konmuş.
- Topunu, tamamını, bütününü içine alan.
Comprehensive.
Cumulative.
Grouped.
Having a knob/round head.
Joint.
talep
- İstek
- Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme, dileme, istem.
- Bk. istem
Rush.
Waiver of demand , notice and protest.
Wanting.
Requiring.
Demanding.
Formal request.
Major concern.
Türemiş Kelimeler
Reklam