yatıştırmak ne demek?
Anlamlar
- Ölçülü, ılımlı, sakin davranmasını sağlamak, sakinleştirmek
O, tombul tombul iyimserliği ile beni yatıştırmak istedi.
Y. Z. Ortaç - Yumuşatmak, razı etmek
Arkadaşları yatıştırmak için o toplantıda bulunanlar akşam yemeğine de alıkonulmuşlardı.
M. Ş. Esendal - Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak.
To sedate.
Settle.
To tranquillize.
To quieten.
To calm.
Tranquillize.
Subdue.
Still.
Steady.
Soothe.
Relieve.
Quench.
Smooth.
Soften.
To mollify.
To allay.
To relieve.
To appease.
To ease.
To alleviate.
To soothe.
To assuage.
To placate.
To pacify.
Tranquilize.
Cool.
Palliate.
Ease.
Abate.
Allay.
Alleviate.
Appease.
Assuage.
Attemper.
Becalm.
Calm.
Comfort.
Compose.
Conciliate.
Defuse.
Disarm.
Sedate.
Hush.
Lull.
Mitigate.
Moderate.
Mollify.
Pacify.
Placate.
Propitiate.
Quell.
Quiet.
Quieten.
Remit.
Salve.
Reklam
İlişkili Kelimeler
Türemiş Kelimeler
Reklam