talk at cross purposes ne demek?
- Ayrı telden çalmak
ayrı
- Yerleri bir olmayan.
- Başka, başka türlü.
- Birbirinden farklı.
- Yalnız, tek başına.
- Irak, uzakta kalmış, atılmış, mechur, cüda.
- Yalnız, münferit.
Apart.
Separate.
Unconnected.
Divided.
talk
- Genellikle açık yeşil, toz durumundayken yağlı bir görünümde, özgül ağırlığı 2,7, sertliği 1 olan, hidratlı doğal magnezyum.
- Formülü 3MgO.SiO2.H2O olan, pudra, hapların dolgu maddesi ve süzgeç olarak kullanılan çok ince toz halindeki magnezyum metasilikat.
- Doğum ağrısı.
Talc; talcum.
Subject of discourse; as, his achievment is the talk of the town.
Talc.
The act of giving a talk to an audience; 'I attended an interesting talk on local history' an exchange of ideas via conversation; 'let's have more work and less talk around here' discussion; 'his poetry contains much talk about love and anger' idle gossip or rumor; 'there has been talk about you lately' express in speech; 'She talks a lot of nonsense'; 'This depressed patient does not verbalize' exchange thoughts; talk with; 'We often talk business'; 'Actions talk louder than words'.
Talcum.
An exchange of ideas via conversation; 'let's have more work and less talk around here'.
Discussion; 'his poetry contains much talk about love and anger'.
talk about
- Hakkında konuşmak, bahsetmek, söz etmek
at
- Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş.
- Astatin elementinin simgesi.
- Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan.
- Tek parmaklılar (Perissodactyla) takımının,atgiller (Equidae) familyasından, küçük başlı ve kısa kulaklı, uzun kıllı yele ve kuyruğu olan, geniş bir tırnakla çevrilmiş olan üçüncü parmağının ucu ile yere basan, bütün dünyaya yayılmış, erkeğine aygır, dişisine kısrak denilen bir tür.
- Zoolojik sınıflandırmada Equidae ailesinin equus cinsinden olan at türüne verilen genel ad, hippos.
Relation of proximity to, or of presence in or on, something; as, at the door; at your shop; at home; at school; at hand; at sea and on land.
The relation of some state or condition; as, at war; at peace; at ease; at your service; at fault; at liberty; at risk; at disadvantage.
The relation of some employment or action; occupied with; as, at engraving; at husbandry; at play; at work; at meat ; except at puns.
The relations of time, age, or order; as, at ten o'clock; at twenty-one; at once; at first.
The relations of source, occasion, reason, consequence, or effect; as, at the sight; at this news; merry at anything; at this declaration; at his command; to demand, require, receive, deserve, endure at your hands.
cross
- Geçmek.
- Çapraz çizgiler çizmek
- İnto -e geçmek/girmek
- Üst üste atmak
- (over) üstünden/üzerinden geçmek/geçirmek.
- (under) altından geçmek/geçirmek.
- Geminin/uçağın rotasına aykırı esen (rüzgar).
- Karşıdan karşıya geçmek
- Çaprazlamak
- Çapraz işareti
Türetilmiş Kelimeler (bis)
talktalk abouttalk above smb.s headtalk at random abouttalk awaytalk backtalk bigtalk billingsgatetalk businesstalk dirtytaltal nineteen to the dozentalatalactalaguatat a clipat a crossroadsat a discountat a distanceat a draughtat a fearful rateat a full gallopat a gallopat a glanceaa 1a alfa lipoproteinemia b basımıa b c basımı
