Otomatikman bir şeyin (belirli bir şekilde) olduğunu düşünmek: I took it for granted that she´d be with you. Seninle beraber olacak sanmıştım. bir şeyi bir hak gibi görmek: He takes for granted everything I do for him. Kendisi için yaptığım her şeyi bir hak gibi görüyor.