takılmak ne demek?
- Denge bozulacak bir biçimde bir yere dokunup aksaklık ortaya çıkmak
Önünü çok iyi göremeyen hayvanın ayağı bir taşa takıldı.
O. C. Kaygılı - Bir yerde bir süre kalmak
İğne bir müddetten beri plağın bozuk yerine takılmış, ha babam ha, bir melodiyi tekrar edip duruyordu.
H. Taner - Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak
Bu soru kafasına takıldıkça gülüşü mide spazmı geçirir gibi oluyordu.
T. Buğra - Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak
İstasyon memuru onun şehre seyrek indiğini bildiğinden her seferinde takılır.
H. Taner - Karşı cins ile ilişki kurmayı veya arkadaş olmayı istemek.
- Takma işi yapılmak
Kendisine bu ad takılmış, takıldığı gibi de kalmıştır.
M. Ş. Esendal - Sataşmak, söz atmak.
- Rolünü şaşırmak, duraksamak, unutmak.
To joke.
Trip.
To jest.
To tease.
To josh.
To chaff.
To banter.
To catch.
To get caught.
To be fastened.
To be attached.
To deride.
To annoy with ridicule.
To attach oneself to a person.
To be tangled up.
To kid plat.
To kid.
To hang out.
To frequent.
To haunt.
To go round with sb.
To go about with sb.
To hobnob.
To consort.
To dabble.
To be fastened to.
To be attached to.
To be affixed to.
To be put on.
To be pinned to.
To be hung on.
Jam in.
Seize, seize up.
Pull smb.'s leg.
Be attached.
Be affixed.
Catch.
Hook.
Hang out.
Stick.
Stick around.
Chip.
Tease.
Banter.
Chaff.
Haunt.
Impose oneself on.
Lodge.
Jolly.
Josh.
Lark.
Lark about.
Lark around.
Lock.
Lock on.
Rally.
Snag.
Sport.
Consort.
Dabble.
Jest.
Joke.
takılma
- Takılmak işi
Lark.
Trip.
Banter.
Chaff.
Leg pulling.
Leg pull.
Persiflage.
Tease.
takılmamak
(neg. form of takılmak) be attached, be affixed, catch, hook, hang out, stick, stick around, chip, tease, banter, kid, chaff, guy, haunt, impose oneself on, jam, jam in, jolly, josh, lark, lark about, lark around, lock, lock on, rally, rib, rot, snag, sport.
