solicitor at law ne demek?
- Avukat
avukat
- Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse.
- Gerekmediği hâlde başkasını savunmaya, onun adına konuşmaya kalkışan kimse.
- Bk. savunman
- Mahkemede ücret mukabilinde taraflardan birinin müdafaasını ve davasını üzerine alan hukukçu.
Attorney.
Advocate.
Barrister.
Attorney at low.
Counselor.
Counsel.
solicitor general
- Başsavcı yardımcısı
- Kraliyet hukuk görevlisi
- Danıştay başkanı
solicitor
- Acente, reklam ajansı
- Hukuk görevlisi
- Rica eden kimse, aracı
- Devlet dairesinde hukuk müşaviri
- Avukat, savcı
at
- Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş.
- Astatin elementinin simgesi.
- Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan.
- Tek parmaklılar (Perissodactyla) takımının,atgiller (Equidae) familyasından, küçük başlı ve kısa kulaklı, uzun kıllı yele ve kuyruğu olan, geniş bir tırnakla çevrilmiş olan üçüncü parmağının ucu ile yere basan, bütün dünyaya yayılmış, erkeğine aygır, dişisine kısrak denilen bir tür.
- Zoolojik sınıflandırmada Equidae ailesinin equus cinsinden olan at türüne verilen genel ad, hippos.
Relation of proximity to, or of presence in or on, something; as, at the door; at your shop; at home; at school; at hand; at sea and on land.
The relation of some state or condition; as, at war; at peace; at ease; at your service; at fault; at liberty; at risk; at disadvantage.
The relation of some employment or action; occupied with; as, at engraving; at husbandry; at play; at work; at meat ; except at puns.
The relations of time, age, or order; as, at ten o'clock; at twenty-one; at once; at first.
The relations of source, occasion, reason, consequence, or effect; as, at the sight; at this news; merry at anything; at this declaration; at his command; to demand, require, receive, deserve, endure at your hands.
law
- İlke, dava
- Yasal çözüm
- Hukuk
- Adalet
- Yasa, kanun, kural
- Nizam, kaide, düstur
- Tabiat kanunu
- Usul, töre, adet
