sarvan ne demek?
Kökeni: Farsça
- Deve süren, deveci.
- Deve çobanı.
deve
- Geviş getiren memelilerden, boynu uzun, sırtında bir veya iki hörgücü olan, yük taşımakta kullanılan hayvan (Camelus).
Ship of the desert.
Camel.
Deaf.
sar
- Sevindiren, sevinç veren.
- Yer, mekan bildiren, birleşik kelimeler yapılan bir ek'tir. Bir şeyin kesretle bulunduğunu gösterir. Mesela: Kühsar $ : Çok dağlık yer.
- Yer, mekan bildiren, birleşik kelimeler yapılan bir ek'tir. Bir şeyin kesretle bulunduğunu gösterir. Mesela (Osmanlıca'da yazılışı: sar (-))
- Düşmek.
- Katil zehiri. (Osmanlıca'da yazılışı: sa'r)
Tease, nag.
Structure-activity relationship.
- Karagöz balığı, sarıgöz balığı
sara
- Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı, tutarak, tutarık, tutarga, yilbik.
- Bk. tutarık
- Hz. İbrahim'in hanımı.
- Halis, katkısız, temiz.
- Tıb : Bir nevi baygınlık hastalığı.
- Osmanlıca'da yazılışı: sar'a.
- Sararmış hanzal otu.
Falling sickness.
Epileptic fit.
The Superfund Amendments and Reauthorization Act 42 U S C 9601 et seq.