rise ne demek?
- Miras yemek.
- Terfi etmek, görünmek, yükseltmek
- Ayağa kalkın!, herkes ayağa kalksın!
- (rose, risen) çıkmak, yukarı çıkmak
- Yükselmek
- Kalkmak, ayağa kalkmak
- Meydana çıkmak, zuhur etmek
- Kabarmak, şişmek
- Toplantı bitince kalkmak
- Doğmak (güneş, ay)
- Çıkmak, gözükmek
- Başlamak, peyda olmak, hâsıl olmak
- Artmak, çoğalmak
- İlerlemek, zenginleşmek
- Ayaklanmak, isyan etmek
- Açılmak, ferahlamak, iyileşmek
- Revaç bulmak
- Pahası artmak
- Dirilmek, ölüm yatağından kalkmak
- Doğuş, yükseliş
- Bayır, tümsek
- Artış, yükseliş
- Sesin tizleşrnesi
- Sesin yükselip artması
- Su yüzeyine çıkış (balık)
- Zuhur, meydana çıkış
- (maaşta) zam
miras
- Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet, kalıt, bırakıt, tereke.
- Kalıtım yoluyla gelen herhangi bir özellik.
- Bir neslin kendinden sonra gelen nesle bıraktığı şey.
- Kalıt. ~ hukuku : kalıt töresi. ~ mukavelesi: kalıt sözleşmesi. ~ sebebiyle istihkak da'vâsı: kalıt arancı, dilemi (Erbschaftsklage, action en pétition d'hérédité), ~ şirketi: kalıtçılar ortaklığı (Erbengemeinschaft). ~ a liyâkat: kalıta yaraşma.~ m intikali: kalıtın geçişi. ~ ın resmen idâresi: kalıtın görevsel yönetimi. ~ da iâde: denkleştirme (Ausgleichung). ~ dan ıskat : kalıttan çıkarma (Enterbung, exhérédation). ~ dan mahrümiyyet: kalıttan yoksunluk.
- Ölen kimseden akrabalarına ve yakınlarına kalmış olan mal, mülk.( $ olan hükm-ü Kur'ani, mahz-ı adalet olduğu gibi, ayn-ı merhamettir. Evet adalettir. Çünki; ekseriyet-i mutlaka itibariyle bir erkek, bir kadın alır, nafakasını taahhüt eder. Bir kadın ise, bir kocaya gider, nafakasını ona yükler; irsiyetteki noksanını telafi eder. Hem merhamettir, çünki: O zaife kız, pederinden şefkate ve kardeşinden merhamete çok muhtaçtır. Hükm-ü Kur'ana göre o kız, pederinden endişesiz bir şefkat görür. Pederi ona, "Benim servetimin yarısını, ellerin ve yabanilerin ellerine geçmesine sebeb olacak zararlı bir çocuk" nazariyle endişe edip bakmaz. O şefkate, endişe ve hiddet karışmaz. Hem kardeşinden rekabetsiz, hasedsiz bir merhamet ve himayet görür. Kardeşi ona, "hanedanımızın yarısını bozacak ve malımızın mühim bir kısmını ellerin eline verecek bir rakib" nazariyle bakmaz; o merhamete ve himayete bir kin, bir iğbirar katmaz. Şu halde o fıtraten nazik, nazenin ve hilkaten zaife ve nahife kız, sureten, az bir şey kaybeder; fakat ona bedel akaribin şefkatinden, merhametinden, tükenmez bir servet kazanır. Yoksa rahmet-i Hak'tan ziyade ona merhamet edeceğiz diye hakkından fazla ona hak vermek, ona merhamet değil, şedit bir zulümdür. Belki zaman-ı cahiliyette gayret-i vahşiyaneye binaen kızlarını sağ olarak defnetmek gibi gaddarane bir zulmü andıracak şu zamanın hırs-ı vahşiyanesi, merhametsiz bir şenaate yol açmak ihtimali vardır. M.)
Mortgage Interest Relief at Source : a government scheme providing tax relief on mortgage interest payments This expired in April 2000.
Acronym for Mortgage Interest Relief At Source Abolished from 6 April 2000.
Mortgage Interest Relief at Source The mortgage lender will reduce the monthly payment required from a borrower by the amount of tax relief applicable to the interest on the loan The lender can claim the balance from the Inland Revenue.
Mortgage Interest Relief at Source.
Inherited.
rise above
- Üzerinden doğmak, üstünden yükselmek, başarmak, atlatmak, üstesinden gelmek; -dan daha yüksek/üstün olmak
rise again
- Yeniden doğmak, yeniden dünyaya gelmek, diriltilmek, canlandırılmak
