resim nesnesi düzenle ne demek?
Anlamlar
Edit picture object
İlişkili Kelimeler
edit
- Telif etmek
- Kısaltmak
- Baskıya sokmak
- Yönetmek, yazımlamak (data)
- Yerli yerine koymak
- Başkasının yazdığı bir yazıyı basılmak üzere hazırlamak
- Düzeltmek, düzenlemek
- Bir gazetede mesül müdür olmak.
- Yayına hazırlamak
resim
- Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat
- Fotoğraf
- Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç
- Tören.
- Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri
- Film üzerinde çerçeve içinde yer alan fotoğraflardan her biri
- Bk. görüntü
- Almaç görüntülüğünde, görüntülüğün üst satırdan alt satıra değin taranması sonunda oluşan görüntü
- Bir canlıresim için çizilenresimlerin her biri. TV
- İzleyicinin almaç görüntülüğünde gördüğü, izlediği görüntünün en ufak birimi.
resim ses aralığı
- Göstericideki pencere ile okuma kafası arasındaki uzaklıktan dolayı, bileşik bir eşlemde, herhangi bir resim ile bu resme ilişkin ses imi arasındaki uzaklık. (35 mm'lik filmde bu aralık 20 resim, 16 mm'likte 26 resimdir; yani ses imi, ilgili olduğu resimden, birincisinde 20 resim, ikincisinde 26 resim önde bulunur).
Interval (between sound and picture), distance between the sync picture and sound on a married print, advance, sound and picture advance, sound advance, sound , track advance, sound lead, sync advance.
Bild-Ton-Versatz, Bild-Ton-Anstad, Tonverlauf
nesne
- Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
- Öznenin dışında kalan her konu, obje
- Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje
- (Derleme., belirtilinesne, -i'li tümleç, -i'linesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb.
- İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık.
- (Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1- (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2- Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanannesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünmenesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal)nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real)nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey.
- Şey, herhangi bir şey.
Thingamajig.
Obje.
Anything şey.
düzenle
[düzenlemek] arrange, line up, collocate, compose, construct, coordinate, dispose, do, do out, draw, draw up, engineer, execute, forge, form, frame, get up, give, grade, lay out, methodize, mount, order, organize, promote, put up, regularize, regulate, scheme.
Türemiş Kelimeler
resimresim ses aralığıresim ses kurgusuresim adıresim ağırlıklı gazetecilikresim alınıyorresim almakresim altlığıresim ara yinelenim yükselteciresim ara yinelenimiresi zu zenebresiberesidereside inresidei hitamnesnesiznesneselnesnenesne açıklayıcısınesne adı buldeğiştir sihirbazınesne adını girinnesne almayan fiilnesnasnesanesainesaicnesaihnesaik
Reklam