radar set ne demek?
- Radar
radar
- Radyo dalgalarının yankısını alarak cisimlerin yerini ve uzaklığını bulabilen, genellikle uçak ve gemilerde kullanılan cihaz.
- Trafik polisleri tarafından kullanılan, taşıtların hızını saptamaya yarayan aygıt.
- İçgüdü, seziş
System using pulsed radio waves to detect the position of objects by measuring the time a single pulse takes to reach the object and be reflected back.
Radar.
Measuring instrument in which the echo of a pulse of microwave radiation is used to detect and locate distant objects.
An instrument used to detect precipitation by measuring the strength of the electromagnetic signal reflected back.
Acronym for RAdio Detection And Ranging An electronic instrument used to detect distant objects and measure their range by how they scatter or reflect radio energy Precipitation and clouds are detected by measuring the strength of the electromagnetic signal reflected back.
Radio Detection And Ranging system used to detect the presence and location of objects by the transmission and return of an electromagnetic signal.
Radio Detection and Ranging.
radar scanner
- Radar anteni
radar scope
- Radar alani
set
- (Mimarlık) Çevresi duvarlı, üstü düz, yerden yüksek yer. a. bk. balkon.
- Toprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılan kalın duvar.
- Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük.
- Kurmak
- Takım
- Belirlenmiş.
- Koymak; yerleştirmek, takmak, hazırlamak; düzenlemek; ayarlamak, belirlemek; batmak (güneş), batmak; yapmak; kararlaştırmak; dizmek; dikmek, ekmek; şekil vermek; kuluçkaya yatırmak; kakma işi yapmak (taş); süslemek; yazmak, çizmek
- Oturtmak.
- Tiyatro dekor, stüdyo düzlüğü
- Ateşli silahlarda namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü.
Türetilmiş Kelimeler (bis)
radar scannerradar scoperadar screenradar signalradar sinyaliradar radar alaniradar altimeterradar anteniradar approach controlradarradar beaconradar beamradar coverageradar cross sectionradafradaferadansaradappertisationradappertizasyonsetset a broken boneset a clockset a good exampleset a high standardset a high value onset a legal precedentset a limitset a match toset a person on his feetsese constituer prisonnierse defendendose desimalse perdre
