kovalamak ne demek?

  1. Kaçanın arkasından koşmak, yakalamaya çalışmak

    Çoban çocukları, kuşun geldiğini görmüş olacaklar ki, kovaladılar.

    M. Ş. Esendal

    Kendilerini kovalayanlardan kurtulmalarına rağmen tehlike henüz geçmiş değildi.

    İhsan Oktay Anar

    Arkasından birkaç adam kalın sopalarla kovalıyorlardı.

    Ömer Seyfettin
  2. Kovmak.
  3. Bir şeyin arkasına düşüp elde etmeye veya bir sonuca bağlamaya çalışmak, izlemek, takip etmek

    Olayların ardı arası kesilmez. Hepsi birbirini kovalar.

    Necip Fazıl Kısakürek

    Böylece yıllar yılları kovalayadursun, günün birinde artık yaşı kırkı bulmuş olan Şevkiye Hanımefendi hastalandı.

    Samiha Ayverdi
  4. Yarışta, kaçmakta olan koşucu veya koşucuları yakalamaya çalışmak.
  5. (en)Chase.
  6. (en)Run after.
  7. (en)Pursue.
  8. (en)Give chase.
  9. (en)Drive.
  10. (en)Follow up.
  11. (en)Hunt.
  12. (en)Run out.
  13. (en)Tag after.
  14. (en)Tag along.
  15. (en)To chase.
  16. (en)To pursue.
  17. (en)To run after.
  18. (en)To try to catch or get.
  19. (en)Make after.

kovalama

  1. Kovalamak işi.
  2. Devingen filmlerde, özellikle serüven, kovboy, güldürü filmlerinde sık sık başvurulan, bir kimsenin yakalanması için izlenmesine dayanan yol.
  3. (en)Chase, pursuit.
  4. (al)Verfolgungsjagd
  5. (fr)Poursuite

kovalamaca

  1. Ebenin, yanına gizlice sokulup koluna vuranı kovalayıp yakalamaya çalışması biçiminde oynanan bir çocuk oyunu.

Türetilmiş Kelimeler (bis)

kovalamakovalamacakovalamamakkovalakovalan
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın