kepez ne demek?
- Yüksek tepe, dağ.
- Dağların oyuk, kuytu yerleri.
- Gelin başlığı.
- Tavuk ve kuşların ibiği veya başındaki uzun tüyler.
- kepez, deniz kıyısındaki kayalıklara verilen addır. bu kayalara hırçın dalgalar çarpsa bile diyer kayalar gibi aşınmazlar.
- Yüksek dağ.
- Mağara.
- Kuşların başındaki uzun tüyler
yüksek
- Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan
- Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan
- Güçlü, etkili, şiddetli.
- Derece veya makamı bakımından üstün.
- Normal değerlerin üstünde olan, çok
- Erdemli, faziletli.
- Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan.
- Yukarıda, üst tarafta olan yer
Elevated.
Exalted.
kepek
- Un elendikten sonra, elek üstünde kalan kabuk kırıntıları.
- Başın derisinde oluşan küçük, beyaz pulcuklar.
- Bazı deri hastalıklarında deriden dökülen parçacıklar.
- Tane yemlerin öğütüldükten sonra elenerek ununun ayrılması sonrası geriye kalan selülozca zengin hayvanlara suyla karıştırılarak verildiğinde dışkının kitlesini artırarak atılmasını kolaylaştıran kabuk kısmı.
Dandruff.
Scurf.
Bran.
Whole meal.
Dandriff.
Scall.
kepek lapası
- Kepeğin bir kovaya konularak üzerine kaynar su dökülü soğumaya bırakılmasıyla elde edilen, genelde atların boş günlerinde tercih edilen, ıslak lapa durumundaki hayvan yemi.
Mushy bran.
