içine koymak ne demek?
Put inside, infix.
put
- Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş
- Haç.
- Üç dört tel ipekten bükülmüş iplik.
- Bk. haç
- Bk. putheykel
- Bk. tapıncak
- Türlü gereçlerden, ama daha çok taştan yapılan, insana benzer çizgileri bulunan tapınma yontusu.
- Allah'tan başka tapılan herşey.
To lay down; to give up; to surrender.
To set before one for judgment, acceptance, or rejection; to bring to the attention; to offer; to state; to express; figuratively, to assume; to suppose; formerly sometimes followed by that introducing a proposition; as, to put a question; to put a case.
içine korku düşmüş
Assailed by fear.
içine kapanık
- Duygularını kimseye açmayan içe kapanık.
Reserved, self-conscious, withdrawn.
koymak
- Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek
- Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak.
- Bırakmak.
- Katmak, eklemek
- İmza, tarih, adres yazmak.
- Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak
- Etkilemek, dokunmak.
- Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak
- Adamdan saymak, varlığını kabul etmek
Place.
Türetilmiş Kelimeler (bis)
içine korku düşmüşiçine kapanıkiçine kapanık kimseiçine kapanıklıkiçine katariçine katlamakiçineiçine alaniçine almaiçine almakiçine ateş düşmekiçine atmakiçine bakmakiçine batmışiçine baygınlıklar çökmekiçine boşaltmakiçiniçin içiniçin çalışmakiçin dogaliçin güncellestirkoymakkoymakoyma akılkoyma akıl, akıl olmazkoymaralkoykoy avucuma, koyayım avucunakoy bölgesikoy çıbanıkoy çıbanı kamçılısı
