hudutlannı çizmek ne demek?
Bound
bound
- Sıçrayış, fırlayış zıplama, geri tepme
- Hudut, sınır, sınırlar.
- Gitmeye hazır, hareket halinde
- Sekmek, sıçrayarak gitmek
- Sektirmek, sıçratmak, zıplatmak.
- Bağlı, kayıtlı
- Ciltli, ciltlenmiş
- Mecbur
- Hudutlamak, sınırlamak
- Kuşatmak
hudutlandırma
- Hudutlandırmak işi.
hudutlandırmak
- Sınırlandırmak, sınır çekmek.
To limit.
To put a limit to.
çizmek
- Çizgi çekmek.
- Resmini yapmak, resmetmek
- Çizgiler hâlinde belirtmek, desenini yapmak
- Çizgi biçiminde yaralamak.
- Geçersiz kılmak için üzerine çizgi çekmek.
- Kişiyle ilgiyi kesmek, bağı koparmak.
- Bir çizge ya da eğriyi çizme eylemi.
Plot.
Scar.
Write off.
