gerçek büyüklük ne demek?
Full scale.
full
- Yıkayıp büzmek
- Yıkayıp çektirmek
- Dibek içinde kül ve sabunla dövüp yıkamak
- Bir şeyin dolusu, bir şeyin olgunluk mertebesi
- Dolu
- Meşgul
- Boş olmayan, tutulmuş
- Tok
- Tam, tüm
- Azami derecede
gerçek
- Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat.
- Gerçeklik, realite
- Doğruluk
- Varlığını şüphesiz kabul ettiğimiz herşey
- Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki.
- Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici.
- Temel, başlıca, asıl
- Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan.
- Yapay olmayan.
- Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak, var olan.
gerçek adres
Real address.
büyüklük
- Elektrik akımı, ses dalgası, rekoderler ile yazdırılan traselerin genişliği veya büyüklüğü
- Büyük olma durumu, ululuk
- Büyüklere yaraşır bağışlayıcı davranış.
- Doğabilimsel bir niceliğin sayısal ölçüsü.
- Bkz. amplitüd
- Bk. boy
- Bk. ölçü
Size.
Greatness.
Bigness.
Türetilmiş Kelimeler (bis)
gerçekgerçek adresgerçek ağız boşluğugerçek anahtargerçek anlamgerçek anlamı dışında kullanılan sözlergerçek antrepogerçek asitlilikgerçek aşkgerçek atlantik balinasıgerçeğe aykırıgerçeğe aykırılıkgerçeğe bağlılıkgerçeğe benzemegerçeğe benzeyişbüyüklükbüyüklük değişmezliğibüyüklük göstermekbüyüklük hastalığıbüyüklük karmaşasıbüyüklük kompleksibüyüklük kuruntusubüyüklük sabuklamasıbüyüklük taslamakbüyüklük ve küçüklük simgeleribüyüklü küçüklübüyüklüğüne göre ayırmakbüyükle büyükbüyükle büyük küçükle küçük olmakbüyüklenmebüyüklenme hastalığıbüyüklenmek
