down at heel ne demek?

  1. Pejmürde
  2. Kılıksız
  3. Perişan

pejmürde

  1. Solmuş, eskimiş.
  2. Eski püskü, yırtık.
  3. Perişan.
  4. Dağınık.
  5. (en)Shabby.
  6. (en)Ragged.
  7. (en)Down at heels.
  8. (en)Down the heels.
  9. (en)Tacky.
  10. (en)Down heels.

down at heels

  1. Topukları aşınmış, düşkün, perişan, salaş, sefil, pejmürde

down at the heel

  1. Kılıksız, perişan kılıklı
  2. Bakımsız, döküntü, harap, köhne
  3. Harap görünüşlü, perişan görünüşlü
  4. Hırpani
  5. (Amerikan İngilizcesi) parasızlık yüzünden kötü giyinmiş, parasızlık yüzünden eski püskü giyecekler giyinmiş

at

  1. Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş.
  2. Astatin elementinin simgesi.
  3. Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan.
  4. Tek parmaklılar (Perissodactyla) takımının,atgiller (Equidae) familyasından, küçük başlı ve kısa kulaklı, uzun kıllı yele ve kuyruğu olan, geniş bir tırnakla çevrilmiş olan üçüncü parmağının ucu ile yere basan, bütün dünyaya yayılmış, erkeğine aygır, dişisine kısrak denilen bir tür.
  5. Zoolojik sınıflandırmada Equidae ailesinin equus cinsinden olan at türüne verilen genel ad, hippos.
  6. (en)Relation of proximity to, or of presence in or on, something; as, at the door; at your shop; at home; at school; at hand; at sea and on land.
  7. (en)The relation of some state or condition; as, at war; at peace; at ease; at your service; at fault; at liberty; at risk; at disadvantage.
  8. (en)The relation of some employment or action; occupied with; as, at engraving; at husbandry; at play; at work; at meat ; except at puns.
  9. (en)The relations of time, age, or order; as, at ten o'clock; at twenty-one; at once; at first.
  10. (en)The relations of source, occasion, reason, consequence, or effect; as, at the sight; at this news; merry at anything; at this declaration; at his command; to demand, require, receive, deserve, endure at your hands.

heel

  1. Topuğunu yere vurarak dans etmek
  2. Topuk takmak
  3. Topuk pası vermek
  4. Dizinin dibinden ayrılmamak
  5. Ökçe
  6. Well heeled: parası bol, kesesi dolgun.
  7. Topuk
  8. Bir yana yatmak veya yatırmak
  9. Yana yatmak (gemi), yana yatırmak (gemi)
  10. Ökçe takmak

Türetilmiş Kelimeler (bis)

down at heelsdown at the heeldown at the heelsdown and outdown and out wit fludown arazıdown arrowdown arrow icondowndown arrow keydowDow işlemidow jones averagedow jones dizinidow jones endeksiatat a clipat a crossroadsat a discountat a distanceat a draughtat a fearful rateat a full gallopat a gallopat a glanceaa 1a alfa lipoproteinemia b basımıa b c basımı
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın