breath ne demek?
- Ağızdan çıkan buhar
- Bir nefeslik zaman, dem, an
- Fısıltı
- Hafif rüzgâr
- Esinti
- Nefes, soluk
ağızdan
- Sözlü olarak
- Sözle, yazılı olmayarak.
- Ağız yoluyla
Oral.
Word-of-mouth.
Verbal.
Verbally.
Orally.
Verbally şifahen.
Oral administration verbally.
breath holding
- Katılma nöbeti
breath sound
- Solunu sırasında akciğer oksültasyonunda duyulan sesler
- Solunum sesi
