bilmek ne demek?

  1. Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak

    Bu adam, bilmek için öğrenmiş olmaya ihtiyacı olmayan, bildiğini bilen, bilmediğini de şıp diye sezen bambaşka bir insandır.

    H. Taner
  2. Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak

    Yani kısacası bu mükemmel dilimizi kimse bilmez, okumaz.

    B. Felek
  3. Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek.
  4. Tanımak, hatırlamak

    Kadıncığım aç. Ben geldim. Bilemedin mi?

    H. R. Gürpınar
  5. Sanmak, varsaymak, farz etmek

    Bir hastanın hastalığına gereken önemi vermesi, doktorun ancak kendini o hasta ile birlikte hasta bilmesi ile sağlanabilir.

    R. H. Karay
  6. Sorumlu tutmak.
  7. İnanmak

    Bilirim yaşamaz güneşte / Bilirim yaşamaz yan yana aşkla / Ne haksızlık / Ne korku.

    N. Cumalı
  8. İşine gelmek, uygun bulmak.
  9. Herhangi bir şeyi, başka şeylerden ayırmaya yarayacak biçimde öğrenmiş olmak.
  10. (en)Be onto.
  11. (en)Know.
  12. (en)Understand.
  13. (en)Be up.
  14. (en)Be up to.
  15. (en)Be wise to.
  16. (en)Wise up to.
  17. (en)Wise up.
  18. (en)Savvy.
  19. (en)Speak.
  20. (en)Tell.
  21. (en)To know.
  22. (en)To be aware.
  23. (en)To understand.
  24. (en)To learn.
  25. (en)To recognize.
  26. (en)To assume.
  27. (en)To appreciate.

bilme

  1. Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma.
  2. Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.
  3. Bilmek işi.
  4. Vukuf.
  5. Bir şeyi anlamış ya da öğrenmiş bulunma.
  6. Bir şeyi yapmaya alışmış olma, elinden gelme.
  7. Tanıma, anımsama.
  8. (en)Cognition.
  9. (en)Knowing.

bilme dağıtılığı

  1. (…)

Türetilmiş Kelimeler (bis)

bilmebilme dağıtılığıbilme yöneticisibilmecebilmece çözmekbilbil ahirebil casesbil farzbil hakkı
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın