at short date ne demek?

  1. Kısa vadede

kısa

  1. Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı.
  2. Az süren, uzun olmayan
  3. Kısa olan şey.
  4. Ayrıntısı çok olmayan.
  5. Kısaca, kısaltarak.
  6. (Kas'a. C.) Tabaklar, çanaklar, çömlekler.
  7. (en)Short.
  8. (en)Brief.
  9. (en)Mini.
  10. (en)Curt.

at short sight

  1. Kısa vadeli

at

  1. Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş.
  2. Astatin elementinin simgesi.
  3. Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan.
  4. Tek parmaklılar (Perissodactyla) takımının,atgiller (Equidae) familyasından, küçük başlı ve kısa kulaklı, uzun kıllı yele ve kuyruğu olan, geniş bir tırnakla çevrilmiş olan üçüncü parmağının ucu ile yere basan, bütün dünyaya yayılmış, erkeğine aygır, dişisine kısrak denilen bir tür.
  5. Zoolojik sınıflandırmada Equidae ailesinin equus cinsinden olan at türüne verilen genel ad, hippos.
  6. (en)Relation of proximity to, or of presence in or on, something; as, at the door; at your shop; at home; at school; at hand; at sea and on land.
  7. (en)The relation of some state or condition; as, at war; at peace; at ease; at your service; at fault; at liberty; at risk; at disadvantage.
  8. (en)The relation of some employment or action; occupied with; as, at engraving; at husbandry; at play; at work; at meat ; except at puns.
  9. (en)The relations of time, age, or order; as, at ten o'clock; at twenty-one; at once; at first.
  10. (en)The relations of source, occasion, reason, consequence, or effect; as, at the sight; at this news; merry at anything; at this declaration; at his command; to demand, require, receive, deserve, endure at your hands.

short

  1. Kısa
  2. Kısa boylu
  3. Bodur
  4. Ters ve kısa (cevap)
  5. Eksik, nakıs, dar, ihtiyacı karşılamayan
  6. Satılırken elde bulunmayan (mal)
  7. Gevrek, çabuk kırılan
  8. Çok yağIı
  9. Birdenbire
  10. Elde bulunmayan malı satmak üzere

date

  1. Biriyle çıkmak
  2. Eskiden kalmak, eski bir tarihten geliyor olmak, eskimek; bayatlamak
  3. Tarih, zaman
  4. Flört etmek, buluşmak.
  5. Randevuya çıkmak
  6. Tarih koymak, tarih atmak
  7. Tarih kararlaştırmak veya tahmin etmek, zamanını hesap etmek
  8. Flört edilen kız veya erkek
  9. Tarihli olmak
  10. Randevu

Türetilmiş Kelimeler (bis)

at short sightatat a clipat a crossroadsat a discountat a distanceat a draughtat a fearful rateat a full gallopat a gallopat a glanceaa 1a alfa lipoproteinemia b basımıa b c basımıshortshort and plumpshort and sharpshort and sweetshort and tightshort armedshort autobiographyshort billshort billed gullshort breakshoranshoreshore based radarshore batteryshore bird
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın