ön ne demek?

  1. Bir şeyin esas tutulan yüzü, arka karşıtı

    Beş on kişi, köşkün önünde toplandık.

    M. Ş. Esendal
  2. Bir şeyin esas tutulan yüzünün baktığı yer, karşı
  3. Bir kimsenin ilerisi
  4. Yakın gelecek zaman.
  5. Giyeceklerin genellikle göğsü örten bölümü
  6. Önce olan, ilk.
  7. Civar, yöre.
  8. Benzerler arasında bakılan veya gidilen yönde olan
  9. Bk. anteriyör
  10. (en)Front.
  11. (en)Fore.
  12. (en)Frontal.
  13. (en)Anterior.
  14. (en)Forward.
  15. (en)Initiative.
  16. (en)Precursory.
  17. (en)Preliminary.
  18. (en)Face.
  19. (en)Presence.
  20. (en)Ante-.
  21. (en)Pre-.
  22. (en)Pro-.
  23. (en)Front part of.
  24. (en)Space in front of.
  25. (en)Foremost.
  26. (en)Forefront.

anteriyör

  1. Bir hayvanın ya da bir parçasının bir eksene göre önde olan bölgesi; insan anatomisine göre ventral bölge; karın tarafı. Ön.
  2. Ön, önde bulunan, ön kısımla ilgili, anteriyor.
  3. (en)Anterior.
  4. (fr)Antérieur
  5. (la)Anterior: önce

ön yukarıda tutuş

  1. Kolların, bibirine koşut ve başa kalkık olarak tutulduğu durum.
  2. (en)Arms held forward-upward.

ön açı

  1. Kürek kemiğinin üst kenarıyla ön kenarı arasındaki açı, angulus kranyalis.
  2. (en)Angulus cranialis.

Türetilmiş Kelimeler (bis)

ön yukarıda tutuşön açıön açınıkön adön akidön akimön aksön aks kilavuz dingilön alıcıön alımöö.a.öadrenokortisizimöb çizelgesiöb eğrisi
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın