çalkalamak ne demek?

  1. İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak

    Kahvelerde zar çalkalayan avuçlar görüyorum.

    Y. Z. Ortaç
  2. Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak

    Fincanını çalkalayıp çalkalayıp diker, dibinde hiç telve bırakmamacasına!

    A. İlhan
  3. Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek.
  4. Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek.
  5. Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak

    Aşağıdan yavrum, aşağıdan diye göbek çalkalıyordu.

    O. C. Kaygılı
  6. Kuluçka yumurtalarını çevirmek.
  7. Sağlığının bozulmasına yol açmak.
  8. (en)Agitate.
  9. (en)Whip up.
  10. (en)Shake.
  11. (en)Shake up.
  12. (en)Slosh.
  13. (en)Swash.
  14. (en)Rinse out.
  15. (en)Rinse.
  16. (en)Churn.
  17. (en)Rouse.
  18. (en)Swill.
  19. (en)Swill out.
  20. (en)Beat.
  21. (en)Jiggle.
  22. (en)To agitate.
  23. (en)To shake.
  24. (en)To rinse.
  25. (en)To wash out.
  26. (en)To beat.
  27. (en)To vibrate.
  28. (en)To float.

çalkalama

  1. Çalkalamak işi.
  2. (en)Churning.
  3. (en)Joggle.

çalkalama makinası

  1. Leblebileri, kırık, ve iriliklerine göre ayırmağa yarıyan aygıt. (*Güdül -Ankara)

Türetilmiş Kelimeler (bis)

çalkalamaçalkalama makinasıçalkalamamakçalkalaçalkalanış
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın