Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > vaziyet etmek nedir, vaziyet etmek ne demek (vaziyet etmek nnd)

vaziyet etmek nedir, vaziyet etmek ne demek?

vaziyet etmek

  1. El koymak.

vaziyet (nedir ne demek)

  1. Konum.
  2. Durum, tavır, hâl
    Örnek: Vaziyetimi söyleyiniz, hemen gelir beni kurtarır. A. Gündüz
  3. El koyma.
  4. Bk. konum
  5. Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon.
  6. (en) Condition.
  7. (en) Position.
  8. (en) State.
  9. (en) Things.
  10. (en) Circumstance.
  11. (en) Situation.
  12. (en) Attitude.
  13. (en) Condition , state ; situation , circumstances , plight ; position.
  14. (en) Aspect.
  15. (en) Ball-Game.
  16. (en) Demeanour.
  17. (en) Fixed position.
  18. (en) Footing.
  19. (en) Juncture.
  20. (en) Occasion.
  21. (en) Picture.
  22. (en) Pose.
  23. (en) Posture.
  24. (en) Set up.
  25. (en) Status.
  26. (en) Trim.

konum (nedir ne demek)

  1. Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi, pozisyon.
  2. Durum, yer, vaziyet, pozisyon.
  3. Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri, konuş.
  4. Bir şehrin uzak ve yakın çevresiyle her türlü ilişkisini sağlayan ve şehrin gelişmesini etkileyen coğrafi şartlarının bütünü.
  5. Bir nesnenin seçilen bir başvuru noktasına, eksenine ya da eksenlerine göre yeri.
  6. Bk. yerleştirme
  7. Bk. bölge
  8. (en) Condition.
  9. (en) Place.
  10. (en) Lacation.
  11. (en) Locations.
  12. (en) Position.
  13. (en) Location.
  14. (en) Site.
  15. (en) Situation.
  16. (en) Status.
  17. (en) Attitude.
  18. (en) Configuration.
  19. (en) Standing.
  20. (en) State.
  21. (en) Station.
  22. (al) Stellung
  23. (fr) Position

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Step.
  10. (en) Say.
  11. (en) Aggregate.
  12. (en) Make.
  13. (en) Add up to.
  14. (en) Cost.
  15. (en) Have.
  16. (en) Practice.
  17. (en) Practise.
  18. (en) Render.
  19. (en) Send.
  20. (en) Subject.
  21. (en) Take.
  22. (en) Tender.
  23. (en) Misbehave.
  24. (en) Total.
  25. (en) To do.
  26. (en) To make.
  27. (en) To render.
  28. (en) To cost.
  29. (en) To amount to.
  30. (en) To total.
  31. (en) To be worth.
  32. (en) To deprive of.
  33. (en) To soil or wet (with feces or urine.
  34. (en) Amount.
  35. (en) Execute.
  36. (en) To cost roughly.

el koymak (nedir ne demek)

  1. (en) Commandeer.
  2. (en) To impound.
  3. (en) Confiscate.
  4. (en) İmpound.
  5. (en) Seize.
  6. (en) Sequestrate.
  7. (en) Arrest.
  8. (en) Attach.
  9. (en) Expropriate.
  10. (en) Lay hand on.
  11. (en) Sequester.
  12. (en) Usurp.

koymak (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek
    Örnek: Öteki elini doktorun omzuna koydu. S. F. Abasıyanık
  2. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak.
  3. Bırakmak.
  4. Katmak, eklemek
  5. İmza, tarih, adres yazmak.
  6. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak
  7. Etkilemek, dokunmak.
  8. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak
  9. Adamdan saymak, varlığını kabul etmek: “Anasını durmadan nefes aldırmadan azarlıyor, babasını adam yerine koymuyor, ağzını açarken susturuyordu.” -R. H. Karay. “Adam hesabına koyup bir hatır sormaz, bir çift lakırtı etmezler.” -M. Ş. Esendal.
  10. (en) Place.
  11. (en) Apply.
  12. (en) Deposit.
  13. (en) Post.
  14. (en) To let go.
  15. (en) To upset.
  16. (en) To bother.
  17. (en) To appropriate.
  18. (en) Plant.
  19. (en) Position.
  20. (en) Rest.
  21. (en) Stick.
  22. (en) Closure.
  23. (en) Dot smb.
  24. (en) Lay down.
  25. (en) Lay on.
  26. (en) Park.
  27. (en) Put down.
  28. (en) Set down.
  29. (en) Sting.
  30. (en) Wrap.
  31. (en) To put.
  32. (en) To place.
  33. (en) To set.
  34. (en) To lay.
  35. (en) To pour.
  36. (en) To impose.
  37. (en) To affect.
  38. (en) To sadden.
  39. (en) To move.
  40. (en) To set aside.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.014