|
öndelik
-
Yapılacak bir hizmet veya satın alınacak bir mal için anlaşmaya göre önceden ödenen miktar, avans
Örnek:
Üstelik Dostoyevski bunun için 4500 ruble öndelik almış, ama romanı yayıncıya göndereceği gün yazdıklarını beğenmeyerek yırtmıştır. S. Birsel
-
Alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme.
-
Money paid in advance.
-
Advance
-
Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma
Örnek:
Vatan, evladının hizmetini bekliyor. Ö. Seyfettin
-
Görev, iş.
-
Bakım, özen, ihtimam.
-
Gereksinimleri karşılama ve üretildiği anda tüketilme özelliklerine sahip her türlü etkinlik.
-
Service. labor-intensive. labour-intensive. labour intensive. service. duty. employment. function. labor. labour. ministration. ministry.
-
Attendance. duty. line. ministration. serve. service. yoke. employ. function. care. attention. utility. work. employment.
-
Service. duty. care. maintenance. attitude study. behoof. employ. employment. facility. job. line. task. vocation.
-
Service
-
"Bedelini ödeyerek bir şey almak" anlamındaki satın almak birleşik fiilinde geçen bir söz
Örnek:
Okuma yazma bilmemesine rağmen bir Köroğlu gazetesi satın aldı. H. Taner
-
[Satin] [Satin] [Satin] v. sell, market, dispose of, offload, push off, resell, unload, vend
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|