blazing scent ne demek?
- Taze iz
taze
- Bozulmamış, bayatlamamış olan
- Dinç, yıpranmamış, yorulmamış
- Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı
- Yeni, zamanı geçmemiş
- Genç kadın
- Yeni, körpe, genç.
- körpe, genç
- Yeni kesilmiş, bayatlamamış, taravetli, buruşmamış.
Tender.
Crisp.
blazing up
- Alevlenme
blazing
- Alevlenmiş, yanan; belirgin, bariz; çarpıcı, keskin
scent
- Kokusunu almak, sezmek, iz sürmek, koku yaymak
- Kokusunu almak, sezmek
- Güzel koku saçmak
- Koku ile doldurmak
- Koklayarak izini aramak
- Koku, rayiha
- Güzel koku, esans
- Iz kokusu
- Koklama duyusu.
