|
zincirleme kaza
-
Üç veya daha çok aracın trafik kazasına karışması durumu.
-
pileup.
-
Birbirini izleyen, art arda gelen, müteselsil, teselsül
Örnek:
Zincirleme laflarla karşı tarafın ekmeğine kat kat yağ sürerler. H. Taner
-
Zincirlemek iÅŸi veya durumu.
-
İlk çekimin son görüntüleri yavaş yavaş güçsüzleşirken, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlenerek belirmesine, belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste binmesine, bunun ardından ilk çekimin son görüntülerinin gittikçe güçsüzleşerek yerini ikinci çekimin gittikçe güçlenen ilk görüntülerine bırakmasına dayanan bir noktalama, bindirme çeşidi.
-
Dissolve, lap dissolve, mix (dissolve), fade (over), cross dissolve (fade), oil dissolve, fading
-
Continuous. successive. chain. chaining. lap dissolve.
-
chaining.
-
chaining
-
Überblendung, Bildüberblendung, Blende, Durchblendung, Überblenden, weiche Überblendung
-
Enchaîné, fondu enchaîné
-
Can veya mal kaybına, zararına sebep olan kötü olay.
-
İlçe, kaymakamlık
Örnek:
Kazada mektepli dişçi olmadığı için onu vilayete götürdüm. R. N. Güntekin
-
Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan dinî kurallara uygun olarak yerine getirme.
-
Yargı.
-
Kadılık görevi.
-
Bk. ilçe
-
Bk. yargı (1)
-
Crack-Up. accident. mishap. misfortune. misadventure. borough. casualty. crash. district. fatality. incident. smash. smash-up. township. wreck.
-
Accident. evil. misadventure. misfortune. mishap. smash. smazh. smazsh-up. crash.
-
County. accident. subdivision of a province. administration of justice. adjudication. body of a county. borough. casualty. casus. community. crash. district. misadventure. mischance. misfortune. mishap.
-
Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza
-
Ülkenin yönetim yönünden bölünmüş il ile bucak arasında yer alan parçası.
-
Borough. district. town.
-
County. district. commune.
-
Administrative districts
-
Arrondissement, sous-préfecture
-
İkiden sonra gelen sayının adı.
-
Bu sayıyı gösteren 3, III rakamlarının adı.
-
İkiden bir artık.
-
Three. three.
-
three.
daha(nedir ne demek)
-
Şimdiye kadar, henüz.
-
Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak
Örnek:
Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım. P. Safa
-
Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz.
-
Bundan başka, bunun dışında
Örnek:
Daha çiçekleri de sulayacağım. H. Taner
-
Any. more. over. yet. still. any. only. plus.
-
Any. more. over. yet. still. only. plus. else. further.
-
Yet. so far. until now. still. only. more. in addition. else.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|