|
zincirleme borçlular
-
Alacaklısına karşı borcun tamamından sorumlu olan kişiler.
-
Joint guarantees
-
Débiteurs solidaires
-
Birbirini izleyen, art arda gelen, müteselsil, teselsül
Örnek:
Zincirleme laflarla karşı tarafın ekmeğine kat kat yağ sürerler. H. Taner
-
Zincirlemek işi veya durumu.
-
İlk çekimin son görüntüleri yavaş yavaş güçsüzleşirken, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlenerek belirmesine, belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste binmesine, bunun ardından ilk çekimin son görüntülerinin gittikçe güçsüzleşerek yerini ikinci çekimin gittikçe güçlenen ilk görüntülerine bırakmasına dayanan bir noktalama, bindirme çeşidi.
-
Dissolve, lap dissolve, mix (dissolve), fade (over), cross dissolve (fade), oil dissolve, fading
-
Continuous. successive. chain. chaining. lap dissolve.
-
chaining.
-
chaining
-
Überblendung, Bildüberblendung, Blende, Durchblendung, Überblenden, weiche Überblendung
-
Enchaîné, fondu enchaîné
-
Borcu olan, borç almış olan, verecekli, medyun
Örnek:
Merhumu borçlu yatırmak istemezmişiz elbet. Y. Z. Ortaç
-
Manevi bir yükümlülük altında bulunan
Örnek:
Hayatımı ona borçluyum doğrusu. A. Ş. Hisar
-
Bir şeyi birinin yardımıyla elde etmiş olan
Örnek:
Aslında, okumasını da ona borçludur. T. Buğra
-
İndebted. beholden. owing. in the red. in hock. debtor. obligor. payer.
-
Debtor. indebted. obliged. grateful.
-
Debtor. indebted. under obligation to. behindhand. beholden. debitor. in hock. in the red. obligator. obligor. owing.
-
Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi, yamaç
Örnek:
Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor. H. E. Adıvar
-
Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı
-
Ön, kat, huzur
-
Bulunan yere göre önde, ileride olan.
-
Karşıt, zıt, muhalif.
-
Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.
-
Karşılık olarak, mukabil
-
İçin, hakkında
-
Contrary. opposed. counter. discordant. opponent. opposing. opposite. repugnant. gainst. opposite. against. facing. before. con. counter. con-. anti-. against. contra. versus. towards. toward. athwart. for. to.
-
Adverse. against. averse. contrary. counter. discordant. opposite.
-
Against. counter. for. opposite. the place opposite. facing. opposing. anti. in the direction of. in return for. in response to. toward. contrary to. as a cure for. as a countermeasure to. adverse. antagonistic. averse. contra. contrary. derogative. derog.
sorumlu(nedir ne demek)
-
Üstüne aldığı veya yaptığı işlerden dolayı hesap vermek zorunda olan, sorumluluk taşıyan (kimse), mesul
Örnek:
Ailede başkan odur, kararları o alır, hepimizin geleceğinin sorumlusu ve güvencesi odur. H. Taner
-
Mes'Ûl. ~' olmak: mes'ûl olmak.
-
Responsible. accountable. answerable. liable. amenable. blameworthy. in charge of. ex cathedra. managing. rep. curator. keeper. keeper.
-
Accountable. amenable. answerable. liable. responsible.
-
Accountable. liable. responsible. amenable. answerable.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|