|
zar
-
İnce perde veya örtü.
-
İnce ve yumuşak yaprak biçimindeki organlar ve organ bölümleri, çeper.
-
Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka, cidar, çeper.
-
Tavla ve başka oyunlarda kullanılan kemik, fil dişi, plastik vb. maddelerden küp olarak yapılan ve altı yüzünde, birden altıya kadar benekler bulunan oyun aracı.
-
Kadınların örtündükleri çarşaf, car (II).
-
Titreşerek ses üreten ince metal yaprak.
-
Anatomide makroskopik ya da mikroskopik boyutlu, az ya da çok farklılaşmış ya da karmaşık yapıda, geniş ve yassı katman biçimli oluşumların genel adıdır.
-
Sestoplarda, sesyayarda üzerine gelen ses dalgaları ya da elektrik akımına uygun titreşimler yapan parça.
-
Hücrezarı.
-
Bir dokuyu saran ince tabaka.
-
Dokunun çeşitli tabakalarını ayıran kat.
-
Hücre içi organelleri saran kılıf. Membran.
-
Geçirimsiz ya da yarıgeçirgen duvar, ayırma perdesi.
-
Hayvansal veya bitkisel bir yapıyı kaplayan veya bir kısmı saran, yumuşak ve ince bir doku tabakası, membran.
-
Bir yüzeyi örten, bir boşluğun iç yüzünü döşeyen veya iki oluşum arasında bölme oluşturan ince doku tabakası, cidar, çeper, membran.
-
diaphfagm
-
Cortes. die. film. integument. lamina. membrane. pellicle. skin. tegument. velum. wall. bones.
-
Diaphragm. dice. film.
-
Membrane. diaphragm. pellicle. dice. die. film. integument. web.
-
Czar , tsar.
-
membrane
-
diaphragm
-
Membrane, diaphragm
-
Membran
-
membrane
-
Membran, Diaphragma
-
diaphragme
-
membrane
-
Membrane, diaphragm
-
Membrane, diaphragme
-
membrana:zar
-
Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı.
-
Zayıf
Örnek:
Sarışın, kuru, ince bir kadındı. Y. K. Beyatlı
-
Taneleri ufak, iri karşıtı.
-
Küçük ayrıntıları çok olan, aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı.
-
Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
-
Tiz (ses), pes karşıtı
Örnek:
İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi. R. N. Güntekin
-
Hafif, gücü az
Örnek:
Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir. S. F. Abasıyanık
-
İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
Örnek:
Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı. R. N. Güntekin
-
Thin. fine. slender. slim. delicate. fragile. refined. attenuate. brittle. civilized. courteous. dainty. graceful. gracile. gracious. keen. lean. nice. polite. precision. scarious. sharp. subtile. subtle. sylphish. sylphlike. sylphy. tenuous. urbane.
-
Attentive. bland. chivalrous. courteous. dainty. decent. delicate. diplomatic. elegant. exquisite. filmy. fine. genteel. gentle. gracious. grand. kind. nice. refined. slender. slight. subtle. sugary. thin. tricky. willowy. slim. graceful. sensitive. finely.
-
Delicate. fine. refined. slim. small. subtle. slender. in small pieces. intricate. graceful. sensitive. high-pitched. dainty. acetate. chiffon. civilized. cling film. cultivated. diplomatic. exquisite. flimsy. fragile. nice. papery. precarious. se.
-
Attic
-
Tricky, trickish, tricksy, delicate
-
vaporous
-
thin
perde(nedir ne demek)
-
Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü
Örnek:
Perdeleri nasıl kendi eliyle pencerelere taktığını ... düşündü. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey.
-
İki yeri birbirinden ayıran bölme
Örnek:
Duvarın önüne çekilen tahta perdeye yapıştırılmış ilanlara bakıyordu. M. Ş. Esendal
-
Seste pes perde
Örnek:
Sonra da ince ve çok acıklı bir perdeden şarkı söylemeye başladı. A. Mithat
-
Doğruyu görmeye engel olan şey.
-
Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi.
-
Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer.
-
Katarakt.
-
Telli çalgılarda klavye üzerinde notaların yerlerini belirlemek amacıyla bölümlenmiş ve parmakla basılan aralık.
-
Bk. bürgü
-
Bk. ana perde
-
Bk. bölüm perdesi
-
Salonunda, görünçlükle, görüntülükle salonu ayıran, açılır kapanır örtü.
-
Bk. görüntülük
-
Bk. titrem
-
Kurbağa ve su kuşlarında ayak parmakları arasındaki deri.
-
curtain
-
Curtain. screen. cloak. episode. cataract. key. tone.
-
Act. blind. cloak. cover. curtain. drapes. pall. pitch. screen. shade. tone. cataract. partition. act of a play. pitch.
-
Blind. curtain. diaphragm. membrane. pitch. screen. tone. veil. web. drape. drapery. movie screen. act of a play. cataract in the eye. shield. mask. blinding. hanging. apron. sunblind. light baffle. sunshade. partition. sheeting. sheet. pi.
-
web
-
web
-
drop
-
pitch
-
fret
-
Vorhang, Proszeniumsvorhang
-
rideau
-
membrane
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|