Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > zapt etmek nedir, zapt etmek ne demek (zapt etmek nnd)

zapt etmek nedir, zapt etmek ne demek?

zapt etmek

  1. Zorla almak
  2. Tutmak
    Örnek: Neveser bir sevinç çığlığını zor zapt etmişti. A. İlhan
  3. Bir şeyi güç kullanarak önlemek
    Örnek: El ele vermiş polisler kaldırımlardan taşan halk kitlesini zor zapt ediyorlardı. H. Taner
  4. Yazıya geçirmek.
  5. Hatırında tutmak.
  6. Anlamak, kavramak, bütünüyle öğrenmek
    Örnek: Bütün ayrıntılarıyla bu âlemi zapt etmiş belleği başlıca dayanağı idi. H. Taner
  7. (en) To bring sb / sth under control.
  8. (en) To restrain.
  9. (en) To gain control of.
  10. (en) To capture a place by force.
  11. (en) To confiscate.
  12. (en) To impound.
  13. (en) To seize or distrain sth.
  14. (en) To seize sth wrongfully.
  15. (en) To take sth down.
  16. (en) To record sth in writing.
  17. (en) To understand.
  18. (en) Carr.

zapt (nedir ne demek)

  1. Zor kullanarak ele geçirme.
  2. Tutma, hâkim olma
    Örnek: İşte o vakit ben zaptı imkânsız bir vahşi kedi hâline girmişim. Y. K. Karaosmanoğlu
  3. (en) Conquest.
  4. (en) Seizure.
  5. (en) Check.
  6. (en) Restraint.
  7. (en) Restraining.
  8. (en) Attachment execution.
  9. (en) Attachment proceeding.
  10. (en) Bringing sb / sth under control.

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Step.
  10. (en) Say.
  11. (en) Aggregate.
  12. (en) Make.
  13. (en) Add up to.
  14. (en) Cost.
  15. (en) Have.
  16. (en) Practice.
  17. (en) Practise.
  18. (en) Render.
  19. (en) Send.
  20. (en) Subject.
  21. (en) Take.
  22. (en) Tender.
  23. (en) Misbehave.
  24. (en) Total.
  25. (en) To do.
  26. (en) To make.
  27. (en) To render.
  28. (en) To cost.
  29. (en) To amount to.
  30. (en) To total.
  31. (en) To be worth.
  32. (en) To deprive of.
  33. (en) To soil or wet (with feces or urine.
  34. (en) Amount.
  35. (en) Execute.
  36. (en) To cost roughly.

zorla almak (nedir ne demek)

  1. (en) Exact, extort, grab, rape, reave, rob, snatch, squeeze, usurp, wrench, wrench smth.
  2. (en) From smb., wrest, wring.
  3. (en) Away from smb., wrench smth.

zorla (nedir ne demek)

  1. Zor kullanarak, cebren, zecren, metazori
    Örnek: Ona da bu hakikati zorla kabul ettirecekti. Ö. Seyfettin
  2. İstemeyerek, isteksiz olarak, zoraki
    Örnek: Adama beş lira verdik, zorla başımızdan savdık. B. Felek
  3. (en) Bulldoze.
  4. (en) By the head and heels.
  5. (en) Under coercion.
  6. (en) At the point of the bayonet.
  7. (en) Constrainedly.
  8. (en) By force.
  9. (en) Forcibly.
  10. (en) Hard.
  11. (en) Hardly.
  12. (en) Only just.
  13. (en) Perforce.
  14. (en) By violence.
  15. (en) Under compulsion.

almak (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
    Örnek: Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı. N. Cumalı
  2. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
  3. Birlikte götürmek.
  4. Satın almak
    Örnek: Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan. N. Cumalı
  5. Ele geçirmek, fethetmek
    Örnek: Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş. Ö. Seyfettin
  6. İçine sığmak.
  7. Kabul etmek.
  8. Kendine ulaştırılmak, iletilmek.
  9. Bk. çevirmek
  10. (en) Take.
  11. (en) Receive.
  12. (en) Accept.
  13. (en) Take in.
  14. (en) Seize.
  15. (en) Capture.
  16. (en) Conquer.
  17. (en) Pick up.
  18. (en) Gain.
  19. (en) Put on.
  20. (en) Admit.
  21. (en) Claim.
  22. (en) Derive.
  23. (en) Hold.
  24. (en) Keep.
  25. (en) Obtain.
  26. (en) Score.
  27. (en) To purchase.
  28. (en) To marry a girl.
  29. (en) To be able to contain.
  30. (en) Take on.
  31. (en) Occupy.
  32. (en) Get.
  33. (en) Assume.
  34. (en) Borrow.
  35. (en) Collect.
  36. (en) Come in.
  37. (en) Divest smb.
  38. (en) Draw.
  39. (en) Enter on.
  40. (en) Enter upon.
  41. (en) Enucleate.
  42. (en) Excise.
  43. (en) Extract.
  44. (en) Fetch.
  45. (en) Garner.
  46. (en) Have.
  47. (en) Help one.
  48. (en) Secure.
  49. (en) Trade.
  50. (en) To take.
  51. (en) To get.
  52. (en) To receive.
  53. (en) To buy.
  54. (en) To take sb in marriage.
  55. (en) To hold.
  56. (en) To take along.
  57. (en) To call for.
  58. (en) To capture.
  59. (en) To conquer.
  60. (en) To catch.
  61. (en) To take on.
  62. (en) To hire.
  63. (en) To employ.
  64. (en) To move.
  65. (en) To remove.
  66. (en) To take away.
  67. (en) To sweep.
  68. (en) To clean.
  69. (en) To dust.
  70. (en) To sense.
  71. (en) To smell.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.010