|
zamanında teslim etmek
-
Meet the deadline
-
Eskiden
Örnek:
Zamanında bir Kasımpaşalı Hayalî Hafız varmış. A. Ş. Hisar
-
Tam vaktinde.
-
Bk. süresinde
-
On time.
-
Duly. at the right time.
-
İstenildiği, söz verildiği süre içinde.
-
İn due course of time
-
En temas voulu, en son temps
-
Bir şeyi sahibine verme.
-
Emanet alınan bir şeyi sahibine geri verme.
-
Bırakma, devretme, terk etme.
-
Ol veya teslim oluyorum sözü.
-
Gerçek olduğunu söyleme, doğrulama.
-
Fasıl müziğinde peşrevin ve saz semaisinin her hanesi sonunda tekrarlanan parça.
-
Teslim ol veya teslim oluyorum sözü.
-
Delivery. handing over. consignment. concession. surrender. giving up oneself.
-
Committal. delivery. surrender. admission. acknowledgement. submission. yielding. payment. concession.
-
delivery.
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
step
-
say
-
total
-
aggregate
-
Karşılaşma, atletizm yanşması.
-
Uygun, münasip, yakışır.
-
Rastgelmek, karşılaşmak, tesadüf etmek, bulmak
-
karşılamak
-
tanışmak
-
Buluşmak, toplanmak, bir araya gel mek, görüşmek
-
Birleşmek, kavusmak
-
Uğramak, başına gelmek
-
Yerine getirmek.
-
Görüşme yapmak, karşılaşmak, rastlamak, toplanmak, bulmak, tanışmak, görüşmek, buluşmak, karşılamak, kavuşmak, başına gelmek, uğramak, yerine getirmek
-
(eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edatı, harfi tarif, belirtme sıfatı)
-
Ne kadar, o kadar (mukayese sıfatlarından evvel)
-
Belirli durumlarda isimden önce kullanılır: The mail hasn´t come yet. Posta henüz gelmedi. Where´s the school? Okul nerede? Which of you´s the boss? Hanginiz patron? The more I get to know them the better I like them. Onları tanıdıkça daha çok seviyorum.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|