|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
yulaf
-
Buğdaygillerden, en çok hayvan yemi olarak yetiştirilen otsu bitki (Avena sativa).
-
Bu bitkinin tanesi.
-
Buğdaygiller (Poaceae, Gramineae) familyasından, panikül tip çiçeklenmesi olan, ülkemizde geniş kültürü yapılan ve tohumları kullanılan, bir yıllık, otsu bitki.
-
Buğdaygiller familyasından, partikül tip çiçeklenmesi olan, ülkemizde geniş kültürü yapılan ve tohumları kullanılan, geviş getiren hayvanlar ve at beslemede önemli olan, bir yıllık otsu bir bitki.
-
Oaten. oat.
-
Oats. oat.
-
Gruel. oat.
-
Common cultivated oat
-
avoine
-
Avena sativa
-
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
Örnek:
Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin
-
Engelsiz.
-
Örtüsüz, çıplak.
-
Boş.
-
Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.
-
Aralığı çok.
-
Çalışır durumda olan
Örnek:
Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar. Ö. Seyfettin
-
Kolay anlaşılır, vazıh
Örnek:
Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim. R. N. Güntekin
-
Hiçbir perdeye basılmaksızın tellerin açık bırakıldığı veya tüm tellerin herhangi bir perdeden tek parmakla kapatıldığı durumlarda bile sık kullanılan akorların elde edilebildiği akortlama biçimi.
-
Gelirin gideri karşılamaması durumu.
-
Bk. gedik
-
1) sarîh. 2 ) alenî.
-
Bk. açılma
-
Open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete.
-
Apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. signal. specific. square. transparent. unequivocal. unreserved. vacant. weak.
-
On. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.
-
deficit
-
on
-
open
-
Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık, rahne.
-
Dağ geçidi.
-
Boşluk, eksiklik
Örnek:
... kanunların gediğinden alabildiğine yararlanıp küpünü doldurmuş bir açıkgözdü. H. Taner
-
Güçlük, güç durum.
-
Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer.
-
Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak, imtiyaz.
-
Eksik dişli.
-
(gap) Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık
-
Osmanlı İmparatorluğunda 1
-
Yüzyılın başlarında İstanbul'da mal ve hizmet gereksinimlerinin karşılanmasında oluşan istem-sunum dengesizliğini gidermek amacıyla belirli bir zenaat ya da ticareti yapabilmek için devletçe verilen ayrıcalık ve bu ayrıcalık karşılığında alınan bir tür vergi.
-
1- Kitaplıktaki dermede doldurulması beklenen boşluk ya da boşluklar. 2- Kaynakçada, özellikle geri dönüşlü çalışmalarla doldurulması gereken boşluk ya da boşluklar.İng.: lacuna (lacunae)
-
Büyük çentik, yıkık yer.
-
Yüksek yer, tepe.
-
Ayrıcalık, verilmiş hak.
-
Görev, vazife.
-
Breach. inroad. crevice. notch. nick. rent.
-
Breach. inroads. gap. mountain pass. pass. difficulty. fault.
-
Breach. gap. mountain pass. fault. defect. privilege. indentation. notch. notching. slap. brach. chase. serrate. skip. dent. kerfi nick. dented. license. aperture. chasm. pocket. rift.
-
gap
-
Lacuna (lacunae)
-
Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.
-
Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum).
-
Buğdaygiller (Gramineae, Poaceae) familyasından, çiçeklenmesi başak şeklinde, tohumları kullanılan, ülkemizde geniş bir alanda kültürü yapılan, bir yıllık otsu bitki.
-
Buğdaygiller familyasından, başak biçiminde çiçeklenen, tohumları genelde insan gıdası olarak kullanılan, yapısında bulunan nişasta tabiatında olmayan polisakkaritler nedeniyle kanatlı rasyonlarında sınırlı kullanılan bir yıllık otsu bitki.
-
Tohumu ekmek yapımında kullanılan bitki ve aynı bitkinin başaktan ayrılmış tanesi.
-
wheat.
-
Corn. wheat.
-
Wheat. commodity exchange.
-
Common wheat
-
Blé, froment
-
Triticum sativum, Triticum vulgare
-
Triticum aestivum, Triticum vulgare
çok(nedir ne demek)
-
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
Örnek:
Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
-
Aşırı bir biçimde
Örnek:
Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
-
Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|