Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > yufka yürekli nedir, yufka yürekli ne demek, yufka yürekliin anlamı, ingilizcesi (yufka yürekli nnd)

yufka yürekli nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






yufka yürekli

  1. Kötü olaylardan çok çabuk etkilenen, üzülen, bağrı yufka
    Örnek: Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz. N. Atsız
  2. (en) softhearted.
  3. (en) Soft. soft hearted.

yufka (nedir ne demek)

  1. Oklava ile açılan ince, yuvarlak hamur yaprağı.
  2. Sacda pişen bir ekmek türü.
  3. İnce ve çabuk kırılır, dayanıksız.
  4. (en) Thin dough. thin sheet of dough.

yürekli (nedir ne demek)

  1. Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan, gözü pek, babayiğit, koçak, cesaretli, cesur, cüretkâr
    Örnek: Fakat onlar da aralarında hiçbir delikanlıyı ona eş olabilecek kadar yürekli bulmuyorlardı. H. E. Adıvar
  2. Kostak, çalımlı, iyi giyinmiş, güzel, yakışıklı.
  3. Kendini beğenen, onurlu.
  4. Yiğit, kabadayı,
  5. (en) Audacious. brave. courageous. great-hearted. hardy. plucky. red-blooded. valiant. valorous. hearted.
  6. (en) Audacious. bold. chivalrous. courageous. fearless. gallant. stouthearted. valiant. brave. plucky.
  7. (en) Courageous. gallant. gutsy. plucky. stout hearted. valiant.

yürek (nedir ne demek)

  1. Kalp.
  2. Bir kimsenin ruhsal yönü, gönül
  3. Kupa (I).
  4. Herhangi bir şeyden çekinmeme, korkmama, yüreklilik, korkusuzluk, cesaret.
  5. Acıma duygusu
    Örnek: Ona merhume demek bile yürek parçalayıcı bir şeydir. R. N. Güntekin
  6. Mide, karın, iç
    Örnek: Ayşe Hanım, kahveciden limon şekeri almış, yürek ferahlatır diye uzatıyor. S. M. Alus
  7. Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren, değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde, kaslı bir organ. Kalp.
  8. Bk. kalp.
  9. (en) Audacity. breast. heart. ticker.
  10. (en) Heart. spirit. ticker. courage. boldness. ticker kalp. guts cesaret. stomach mide. karın. iç.
  11. (en) Breast. heart.
  12. (en) heart
  13. (fr) coeur

kalp (nedir ne demek)

  1. Göğüs boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek
    Örnek: Bak ellerim nasıl titriyor, bak alnım nasıl yanıyor, bak kalbime nasıl çarpıyor. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. Kalp hastalığı.
  3. Sevgi, gönül.
  4. Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri.
  5. Duygu, his
  6. Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme.
  7. Düzme, sahte, geçmez (para).
  8. İşe yaramaz, tembel.
  9. Yalancı, kendine güvenilmeyen
  10. Bk. yürek
  11. Tüm kan dolaşımını ritmik kasılmalarıyla sağlayan, konik biçimli kassel organ, yürek, kor.
  12. (en) False. base. bogus. counterfeit. forged. mock. phoney. phony. queer. spurious.
  13. (en) False. base. bogus. counterfeit. forged. mock. phoney. phony. queer. spurious. heart. ticker.
  14. (en) Centre. innermost part. forged. spurious. counterfeit. fake. false. heart. ticker.
  15. (en) cardiac
  16. (en) cor

kötü (nedir ne demek)

  1. İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, fena, iyi karşıtı.
  2. Zararlı, tehlikeli.
  3. Korku, endişe veren
    Örnek: Yabancının bu kötü kasdına yalnız azmimizle karşı koyduk. R. E. Ünaydın
  4. Hoşa gitmeyen.
  5. Kaba ve kırıcı
  6. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan.
  7. İyi, gerekli niteliklere sahip olmayan (kimse).
  8. İstenilmeyen, gereksiz davranışları olan veya bu davranışlara eğilimli olan (kimse).
  9. İyinin karşıtı olan. 1- Değersiz bulmanın, kınamanın, ayıplamanın konusu olan her şey; istencin yasaya uygun bir biçimde karşı gelmeye ve elinden geldiğince değiştirmeye hakkı olduğu her şey. 2- Ahlâk değerlerine ve törel istence karşı olan her şey. Bu anlamda: a. Düzen bozucu ve yıkıcı olarak beliren şeyler, b. Olumsuzluk ve yadsıma ilkesi olarak beliren şeyler.
  10. (en) Bad. ill. evil. wicked. horrible. black. chintzy. dark. devilish. dread. dreadfull. feeble. fierce. grotty. harmful. haunted. hedge. hellish. horrid. indifferent. iniquitous. lousy. malign. miscreant. nasty. nefarious. obnoxious. off. offensive. poor.
  11. (en) Amiss. bad. beastly. bitter. black. corrupt. deep. dissolute. dreadful. evil. evildoer. fatal. foul. hopeless. ill. iniquitous. miserable. nasty. nice. obnoxious. off. offensive. pernicious. poisonous. poor. reprobate. rotten. seamy. sinful. sinister. ugly. unfavourable. unwell. wicked. worthless. wretched. wrong.
  12. (en) Bad. evil. wicked. poor in quality. deleterious. disgusting. egregious. foul. graceless. grotty. hard. horrid. ill. iniquitous. lousy. maleficent. malign. malignant. manky. naughty. nefarious. pernicious. satanic. shady. squalid. unholy. unsavory. venomou.
  13. (en) Evil, wrong
  14. (fr) mal

çok (nedir ne demek)

  1. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
    Örnek: Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
  2. Aşırı bir biçimde
    Örnek: Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
  3. (en) Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
  4. (en) Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
  5. (en) Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük