Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > yolculuk etmek nedir, yolculuk etmek ne demek, yolculuk etmekin anlamı, ingilizcesi (yolculuk etmek nnd)

yolculuk etmek nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






yolculuk etmek

  1. Bir yerden başka bir yere gitmek.
  2. (en) Fare. journey. trip.

yolculuk (nedir ne demek)

  1. Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde, bir yerden bir yere gidiş veya geliş, gezi, seyahat, sefer
    Örnek: Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk. F. N. Çamlıbel
  2. Bu gidiş gelişte geçen süre.
  3. Herhangi bir taşıtla bir yere gidip gelme
    Örnek: Yolculukla ilgili işlemleri tamamlarken, koltuğuna oturtmuştuk onu. N. Cumalı
  4. Belli bir başlangıç noktasından varış yerine değin tek bir taşıtla gidilmesini içeren insan devinimi.
  5. (en) Cruising. itinerary. headway. journey. peregrination. travel. trip. voyage.
  6. (en) Expedition. journey. run. travel. voyage. trip.
  7. (en) Journey. tour. travel. voyage.
  8. (en) trip

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
  10. (en) Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
  11. (en) To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
  12. (en) step
  13. (en) say
  14. (en) total
  15. (en) aggregate

başka (nedir ne demek)

  1. Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge
    Örnek: Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim. H. Taner
  2. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan
    Örnek: Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor. H. E. Adıvar
  3. Konu edilen, bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak başkası, başkaları biçiminde kullanılan bir söz
    Örnek: Başkalarının otuz liraya yaptığı bir kostümü siz niye seksen liraya yapıyorsunuz? R. N. Güntekin
  4. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.
  5. (en) Other. another. different. alternative. distinct. other than. apart from. else. forth. otherwise. except. save. but. saving. hetero-. beside. save. barring. excepting. saving. another.
  6. (en) Alternative. another. atypical. different. else. further. other.
  7. (en) Other. another. different. except. apart from. other than. alternative. else. several.

gitmek(nedir ne demek)

  1. Bir yere doğru yönelmek
    Örnek: Yol yaptırmaktan maksat, insanların gitmek istedikleri yere, güvenle, rahatça gidip gelmelerini sağlamaktır. N. Cumalı
  2. Bir yerden veya bir işten ayrılmak.
  3. Çıkmak, ulaşmak.
  4. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak.
  5. Sürmek, devam etmek
    Örnek: Ama böyle giderse, Allah hemen sonunu hayırlara tebdil etsin. M. Ş. Esendal
  6. Yakışmak, yaraşmak.
  7. Tüketilmek, harcanmak
  8. Götürülmek, gönderilmek.
  9. (en) Go. take one's way. go away. depart. head for. betake oneself to. bugger off. give. go together. head. hop it. hop off. repair. resort. steer for. step. strike out. take to. wend one's way. work in with.
  10. (en) Become. blend. depart. flit. go. gravitate. move. nose. pop. retire. retreat. ride. sail. sneak. steam. travel. trot. to go. to leave. to depart. to make a move. to leave for. to attend. to get on with sth. to go off. to move off. to travel. to make. to go with. to suit. to become. to fit. to be suitable. to be enough. to suffic. to go away. be lost.
  11. (en) To go. to lead. to last. to be enough for. to leave. to go away. to travel. to disappear. to have recourse to. betake. buzz. depart. drive off. to do a fade. flock. gang. get. get off. go about. hit the road. to take one's hooks. make. make tracks.
  12. (en) roll
  13. (en) apply
  14. (en) run
  15. (en) fare
  16. (en) Turn to

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük