|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
yapıt
-
Eser.
-
Sanatçının ortaya koyduğu ürün, eser
Örnek:
Yapıtının sağlamlığına güvenen her sanatçı gibi şakasını da iyi karşılamıştı. H. Taner
-
Yayın, kitap.
-
Eser. ~ sözleşmesi: istısnâ' akdi.
-
Composition. handiwork. production. work.
-
Production. work. opus. work of art. production eser.
-
Work. work of art. opus.
-
Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak.
-
Parmak veya mızrapla çalınan çalgı.
-
Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi.
-
İş yaparken giyilen bir tür şalvar.
-
Çekilerek giyilen veya kullanılan
Örnek:
Erkekleri yandan lastikli çekme fotinden başkasını bilmiyorlardı. R. H. Karay
-
Düzgün biçimli.
-
Çekmek işi
-
Çekmece
-
Kolun yada öteki vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendine yaklaştırması.
-
Bk. acı çekme
-
Bk. çevirim
-
Ağacın bünyesindeki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi.
-
Bk. çekme
-
Çözünen bir maddenin çözünmeyen bir maddeden bir çözücü yardımıyla alınması.
-
Doğuma yardım sırasında yavrunun doğum kanalında ilerlemesini kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla yavrunun bacak ve baş gibi kısımlarına uygulanan çekme, asılma işlemi, traksiyon.
-
Pull-Off. pull-out. shrinking. towaway. towing. pull. drawing. draw. withdrawal. draft. draught. allure. allurement. extraction. shrinkage. bearing. haul. haulage. hitch. hoist. pluck. soak. traction.
-
Drag. endurance. extraction. haul. pull. traction. wrench. draw. tug. shrinkage. drawer. till.
-
Draft. drag. drawing. hauling. pull. pulling. traction. sending. photographing. drawer. till. absorbtion. tension. adhesion. shrinkage. extrusion. rolling. solid drawn. hoist. lug. haulage. sucking. attraction. induced. throttling. aspiration. bleeding. i.
-
pulling
-
throwback
-
towage
-
traction
-
Lixiviation; leaching
-
Schwinden des Holzes
-
traction
-
Lixiviation; lessivage
-
Üzüntü ya da büyük bunalım duygusu içinde olma.
-
agony
-
Doğrulukla ilgili; hakla ve adaletle ilgili.
-
Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt
Örnek:
Boğaziçi doğrudan doğruya Türklerin eseridir. Y. K. Beyatlı
-
Yayın, kitap, yapıt
Örnek:
Bütün özlediğim eserlerle bir kütüphane yapabilsem artık yapılacak bir iş kalmayacak. H. Z. Uşaklıgil
-
İz, işaret, im.
-
Soyut kavramlarda belirti
Örnek:
Sarı sakalları uzamış, bu yanık yüzde, en küçük bir pişmanlık eseri yoktu. H. Taner
-
Bk. etki
-
yapıt.
-
T. Soğuk.
-
T. Sert esen rüzgar.
-
Ar. Yapıt.
-
Belirti, iz.
-
Work. creation. handiwork. piece. baby. production. achievement. consequence. effort. ghost. vestige.
-
Work. creation. handiwork. piece. baby. production. achievement. consequence. effort. ghost. vestige. shadow. smell. spark. strain. suggestion.
-
Trace. work. work of art. product of a person's skill. result. consequence. effect. impress. performance. shadow. strain. streak. track. vestige.
sanatçı(nedir ne demek)
-
Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse, sanat adamı, sanat eri, sanatkâr.
-
Sinema, tiyatro, müzik vb. sanat eserlerini oynayan, yorumlayan, uygulayan kimse
Örnek:
Türk tiyatrosunun en önde gelen kadın sanatçıları arasında yerini alıverdi. H. Taner
-
Yaratıcı ve olağandışı nitelikleri olan, sanat yapabilecek yetkide olan kişi.
-
Artist. performer. craftsman. artificer. long-haired.
-
Artist. performer. craftsman. artisan.
-
Artist. craftsman.
-
artist
-
artiste
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|