|
yetkili servis
-
Ticari kuruluşların çeşitli bölgelerde kendilerini temsil etmeleri amacıyla görevlendirdikleri işletme.
-
Alıcıların aldıkları ürünleri kurma, bakımlarını yapma, meydana gelen bozuklukları giderme gibi görevleri olan işletme.
-
Herhangi bir işte yetkisi olan (kimse), salahiyetli, salahiyettar
Örnek:
Fabrikanın bir yetkilisi onlara açıklamalar yapıyordu. T. Buğra
-
Mezun.
-
salâhiyyetdâr.
-
Bk. yetki
-
Authoritative. authorized. commissioned. competent. entitled to. ex cathedra. executive. powerful. qualified.
-
Authoritative. authority. competent. qualified. authorized.
-
Authorized. authorized. able. accredited. authoritative. commissional. commissioned. competent. empowered. entitled. entitlement. magisterial. powerful. vested with powers.
-
Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak, salahiyet, mezuniyet
-
Bir hücre ya da organizmanın bir uyartıya cevap verme yeteneği.
-
Authority. authorization. command. competence. competency. faculty. fiat. power. sword. vis. warrant. warranty.
-
Command. commission. competence. right. warrant. authority. power.
-
Benefit. authorization. clearance. attribution. authority. cognition. command. competence. conusance. delegacy. hand. imperium. jurisdiction. mandat. power. prerogative. qualification. terms of reference.
-
competence
-
clearance
-
compétence
-
Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti.
-
Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü.
-
Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer.
-
Burada görevli kimselerin tümü.
-
Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı.
-
Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer.
-
Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu.
-
Bk. bakım
-
Service. serving. serve. service station.
-
Delivery. round. serve. service. department.
-
Service. department. section. service charge. vehicle operated by a business or government office to convey its employees. accomodations. course. non price competition.
-
Servigillerden, Akdeniz bölgesinde çok yetişen, kışın yapraklarını dökmeyen, 25 m boyunda, ince, uzun, piramit biçiminde, çok koyu yeşil yapraklı bir ağaç, andız (Cupressus sempenvirens).
-
Koyu yeşil yapraklı, ince uzun bir ağaç türü.
-
cypress.
-
Ticaretle ilgili, ticarete ilişkin.
-
Commercial. trading. mercantile. merchant.
-
Commercial. mercantile. trading.
çeşitli(nedir ne demek)
-
Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi
-
Assorted. various. varied. multifarious. different. divers. diverse. diversified. manifold. medley. miscellaneous. sundry. differently.
-
Different. diverse. miscellaneous. mixed. multifarious. multiple. sundry. varied. various. assorted. manifold.
-
Cumulative. assorted. different. various.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|