|
yetkili
-
Herhangi bir işte yetkisi olan (kimse), salahiyetli, salahiyettar
Örnek:
Fabrikanın bir yetkilisi onlara açıklamalar yapıyordu. T. Buğra
-
Mezun.
-
salâhiyyetdâr.
-
Authoritative. authorized. commissioned. competent. entitled to. ex cathedra. executive. powerful. qualified.
-
Authoritative. authority. competent. qualified. authorized.
-
Authorized. authorized. able. accredited. authoritative. commissional. commissioned. competent. empowered. entitled. entitlement. magisterial. powerful. vested with powers.
-
Belli olmayan, rastgele bir (kimse veya şey)
Örnek:
Son üç senedir herhangi bir adamdan farkım yok. H. E. Adıvar
-
whatever.
-
Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.
-
Any. whichever. soever. whichever. whatever. whatsoever.
-
Whichever. whatever. any. whoever.
-
any.
-
Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak, salahiyet, mezuniyet
-
Bir hücre ya da organizmanın bir uyartıya cevap verme yeteneği.
-
Authority. authorization. command. competence. competency. faculty. fiat. power. sword. vis. warrant. warranty.
-
Command. commission. competence. right. warrant. authority. power.
-
Benefit. authorization. clearance. attribution. authority. cognition. command. competence. conusance. delegacy. hand. imperium. jurisdiction. mandat. power. prerogative. qualification. terms of reference.
-
competence
-
compétence
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|