Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > yere bakan yürek yakan nedir, yere bakan yürek yakan ne demek, yere bakan yürek yakanın anlamı, ingilizcesi (yere bakan yürek yakan nnd)

yere bakan yürek yakan nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






yere bakan yürek yakan

  1. Uysal ve uslu göründüğü halde sinsice kötülük yapan.
  2. (en) Heimlichteuer

bakan (nedir ne demek)

  1. Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, nazır
    Örnek: O sadece iyi bir bayındırlık bakanıdır. F. R. Atay
  2. (en) Attendant. onlooking. minister. secretary of state. secretary. chancellor.
  3. (en) Chancellor. minister. secretary.
  4. (en) Minister. secretary. state secretary. cabinet officer. officer of state. viewer.

yürek (nedir ne demek)

  1. Kalp.
  2. Bir kimsenin ruhsal yönü, gönül
  3. Kupa (I).
  4. Herhangi bir şeyden çekinmeme, korkmama, yüreklilik, korkusuzluk, cesaret.
  5. Acıma duygusu
    Örnek: Ona merhume demek bile yürek parçalayıcı bir şeydir. R. N. Güntekin
  6. Mide, karın, iç
    Örnek: Ayşe Hanım, kahveciden limon şekeri almış, yürek ferahlatır diye uzatıyor. S. M. Alus
  7. Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren, değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde, kaslı bir organ. Kalp.
  8. Bk. kalp.
  9. (en) Audacity. breast. heart. ticker.
  10. (en) Heart. spirit. ticker. courage. boldness. ticker kalp. guts cesaret. stomach mide. karın. iç.
  11. (en) Breast. heart.
  12. (en) heart
  13. (fr) coeur

kalp (nedir ne demek)

  1. Göğüs boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek
    Örnek: Bak ellerim nasıl titriyor, bak alnım nasıl yanıyor, bak kalbime nasıl çarpıyor. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. Kalp hastalığı.
  3. Sevgi, gönül.
  4. Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri.
  5. Duygu, his
  6. Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme.
  7. Düzme, sahte, geçmez (para).
  8. İşe yaramaz, tembel.
  9. Yalancı, kendine güvenilmeyen
  10. Bk. yürek
  11. Tüm kan dolaşımını ritmik kasılmalarıyla sağlayan, konik biçimli kassel organ, yürek, kor.
  12. (en) False. base. bogus. counterfeit. forged. mock. phoney. phony. queer. spurious.
  13. (en) False. base. bogus. counterfeit. forged. mock. phoney. phony. queer. spurious. heart. ticker.
  14. (en) Centre. innermost part. forged. spurious. counterfeit. fake. false. heart. ticker.
  15. (en) cardiac
  16. (en) cor

uysal (nedir ne demek)

  1. Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen, yumuşak başlı
    Örnek: Kadın uysal olduğu zaman kuvvetlidir. A. Gündüz
  2. Yumuşak başlı, uyumlu, boyun eğen.
  3. Terbiyeli.
  4. (en) Easygoing. docile. easy. lamblike. agreeable. good-humored. good-tempered. flexible. peaceful. accommodating. acquiescent. amenable. clement. compliant. demiss. ductile. facile. flexile. gentle. good-humoured. malleable. manageable. meek. milky. plia.
  5. (en) Amenable. bland. compliant. docile. easygoing. malleable. meek. mild. obedient. orderly. pliable. soft. submissive. tame. tractable. conciliatory. flexible.
  6. (en) Accomodating man. acquiescent. amenable. biddable. compliant. easy. easy going. facile. flexible. meek. peaceful. placid. pliable. resigned. soft. submissive. tame. tractable. yielding.

uslu (nedir ne demek)

  1. Toplumu, çevresini rahatsız etmeyen, edepli, müeddep, yaramaz karşıtı
    Örnek: Uslu ve çekingen huyum ne kendimi ne de nafakamı herhangi bir sert hareketle savunmaya asla müsait değildi. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. Uysal bir biçimde
    Örnek: Karagöz tutulunca lök gibi, beyimiz tuttu diye uslu uslu gelecek değil ya... S. F. Abasıyanık
  3. Akıllı, zeki
    Örnek: Gören bizi sanır deli / Usludan yeğdir delimiz. Anonim Şiir
  4. Akıllı, zeki, uysal, sakin kimse.
  5. (en) Quiet. good. docile. sedate. squeezable. tame. well-behaved.
  6. (en) Demure. good. orderly. tractable. well-behaved. well- behaved. good.
  7. (en) Docile. well-behaved. demure. good. mild. orderly. quiet.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük