Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > yer altı kaynakları nedir, yer altı kaynakları ne demek (yer altı kaynakları nnd)

yer altı kaynakları nedir, yer altı kaynakları ne demek?

yer altı kaynakları

  1. Petrol, gaz, kömür gibi toprak altında bulunan kıymetli ham ürünler.

yer   US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
    Örnek: İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
  2. Gezinilen, ayakla basılan taban
    Örnek: Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
  3. Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
  4. Durum, konum, vaziyet.
  5. Ülke, bölge.
  6. Görev, makam
    Örnek: Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
  7. Önem.
  8. Yerküre.
  9. Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
  10. Bk. bölge
  11. (en) Terraneous.
  12. (en) Earth.
  13. (en) Premises.
  14. (en) Footing.
  15. (en) Whereabouts.
  16. (en) Glebe.
  17. (en) Ground.
  18. (en) Locale.
  19. (en) Locality.
  20. (en) Location.
  21. (en) Locus.
  22. (en) Mother earth.
  23. (en) Place.
  24. (en) Position.
  25. (en) Post.
  26. (en) Quarter.
  27. (en) Room.
  28. (en) Seat.
  29. (en) Site.
  30. (en) Situation.
  31. (en) Situs.
  32. (en) Slot.
  33. (en) Space.
  34. (en) Spot.
  35. (en) Stand.
  36. (en) Standing.
  37. (en) Station.
  38. (en) Stead.
  39. (en) Terrain.
  40. (en) Ubiety.
  41. (en) Landmark.
  42. (en) Point.
  43. (en) Floor space.
  44. (en) Land.
  45. (en) Lieu.
  46. (en) Spot of land.
  47. (en) World.
  48. (al) Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
  49. (fr) Heu
  50. Önce, evvel (Eski Kullanım)

bölge (nedir ne demek)

  1. Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka
    Örnek: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler. Anayasa
  2. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.
  3. Bir kentin, bilinçli bir belgeleme yöneltisinin sonucu olarak, işleyim, tarım, konut, yönetim, tecim vb. işlevleri için, düzentasarında ayrılmış alanlardan herbiri.
  4. Bir ülkenin, doğal özellikleri, nüfus yapısı, kaynakları, çıkarları açısından türdeşlik gösteren, bir bütün olarak tasarlanmasında yarar görülen bölümü.
  5. (en) Area.
  6. (en) Country.
  7. (en) Latitudes.
  8. (en) Parish.
  9. (en) Place.
  10. (en) Dispensation.
  11. (en) Clime.
  12. (en) Closet.
  13. (en) Denuclearize.
  14. (en) Region, zone.
  15. (en) Zone.
  16. (en) Region.
  17. (en) District.
  18. (en) Division.
  19. (en) Section.
  20. (en) Belt.
  21. (en) Circumscription.
  22. (en) Climate.
  23. (en) Corner.
  24. (en) Department.
  25. (en) Latitude.
  26. (en) Phase.
  27. (en) Precinct.
  28. (en) Quarter.
  29. (en) Sector.
  30. (en) Territory.
  31. (en) Tract.
  32. (en) Ward.
  33. (en) Parts.
  34. (en) Locale.
  35. (fr) Région, zone

altı (nedir ne demek)

  1. Beşten sonra gelen sayının adı.
  2. Bu sayıyı gösteren 6, VI rakamlarının adı.
  3. Beşten bir artık.
  4. (en) Hexa-.
  5. (en) Sex-.
  6. (en) Under.

alt   US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı
    Örnek: Pantolonlarımızı şiltelerimizin altına seriyoruz, onlar bütün hafta orada ütüleniyor. Z. O. Saba
  2. Bir nesnenin tabanı
    Örnek: Ayağındaki altları nalçalı koca bahçıvan kunduraları ile ona yetişmesi imkânsızdı. O. C. Kaygılı
  3. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
  4. Bir şeyin yere yakın bölümü.
  5. Kelimesi ... altında biçiminde kullanıldığında "bir şeyin etkisinde" anlamını verir
    Örnek: Çoluk çocuk akşama kadar güneşin altında anaforculuğun cezasını çektiler. A. Gündüz
  6. Yanan ocağın alevi
    Örnek: Fokurdamaya başlayan çaydanlığın altını kapadı. H. Taner
  7. Sınıflamalarda ikinci derecede olan.
  8. Birkaç şeyden aşağıda olan
    Örnek: Yeleğinin alt düğmesi iliklenmemiş. H. Taner
  9. Alt kelimesi ... altında biçiminde kullanıldığında "bir şeyin etkisinde" anlamını verir
  10. Alanin transaminaz.
  11. (en) The higher part of the scale.
  12. (en) See Alto.
  13. (en) Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Keyboard Input.
  14. (en) Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Alt.
  15. (en) Refers to a key on the two ends of the spacebar on the keyboard ALT keys are used for keyboard short cuts.
  16. (en) Alanine aminotransferase - a protein which, when found in elevated quantities, generally indiciates liver damage Genotype: Different genotypes of the one virus are similar enough to be regarded as the same type but have some minor differences in their RNA composition These differences may mean the virus reacts differently to our immune response or to drug treatments and natural therapies.
  17. (en) Altitude or Altimeter or Alternate.
  18. (en) Alternative Service Providers.
  19. (en) Type of newsgroup that discusses alternative-type topics The alt groups are not official newsgroups, but lots of people read them anyway.
  20. (en) Automated Loop Test System The operations system that provides a single comprehensive automated test system for testing international customer POTS lines.
  21. (en) The [ALT] key on the keyboard is used in conjunction with other keys and mouse actions to perform various commands and functions.
  22. (en) The ALTernate key on the keyboard, used to access alternate characters or modify mouse actions You can move a polygon after selecting it, for example, by holding down the Left Mouse Button and the ALT key simultaneously.
  23. (en) Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Kinds of User Input.
  24. (en) Alternative Text, displayed in place of an image during download and by none graphical browsers to decribe the image This is a required attribute for all images.
  25. (en) Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See User Input.
  26. (en) Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- Alt.
  27. (en) Alanine aminotransferase, a protein which, when found in the blood in elevated quantities, generally indicates liver dysfunction.
  28. (en) Alternate.
  29. (en) An alternative label Used in an HTML tag for the benefit of people using nongraphical browsers, or for people using a browser with graphics turned off.
  30. (en) Special key on most computer keyboards that allows users to access alternate features and keyboard 'hotkeys' Alt is almost always used in conjunction with another key, such as 'F4' or 'Ctrl'.
  31. (en) Alt stands for Alternative, one of the categories of Usenet newsgroups.
  32. (en) Alanine aminotransferase - a liver enzyme The ALT test determines the level of this enzyme in the blood Blood donors who show a high level of ALT may be at increased risk of transmitting Hepatitis.
  33. (en) Ancient , anciently , antiquarian , auld , old , oldly.
  34. (en) Alanine transaminase.
  35. (en) Under.
  36. (en) İnferior.
  37. (en) Lower.
  38. (en) Nether.
  39. (en) İnfra.
  40. (en) Subaltern.
  41. (en) Subordinate.
  42. (en) Buttom.
  43. (en) Underneath.
  44. (en) Underside.
  45. (en) Base.
  46. (en) Lower part.
  47. (en) Bottom.
  48. (en) İnfra-.
  49. (en) Sub-.
  50. (en) Foot.
  51. (en) Humble.
  52. (en) Child.
  53. (en) Buttocks.
  54. (en) Rump.
  55. (en) The lower part.
  56. (en) The Alternative key on a keyboard.
  57. (en) Usenet category used for newsgroups on alternative topics.
  58. (en) Angular distance above the horizon.
  59. Alt, en ince ses portesinin üstünde bulunan nota veya ses (Müzik)

kaynak (nedir ne demek)

  1. Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz
    Örnek: Sonra yavaşça kaynağa doğru eğildi. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. Bir şeyin çıktığı yer, menşe.
  3. Bir haberin çıktığı yer.
  4. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge
  5. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge.
  6. İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi.
  7. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi.
  8. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer.
  9. Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yer.
  10. Üretim-Fayda yaratma etkinliğinde kullanılan her türlü unsur.
  11. Bir suyun çıktığı yer.
  12. Neşe, sevinç.
  13. Eğlendirici, neşeli kimse.
  14. (en) Resource.
  15. (en) Quarter.
  16. (en) Parent.
  17. (en) Source.
  18. (en) Spring.
  19. (en) Welding.
  20. (en) Roots.
  21. (en) Fountain.
  22. (en) Seeds.
  23. (en) Grass roots.
  24. (en) Bottom.
  25. (en) İnquiries.
  26. (en) Basis.
  27. (en) Origin.
  28. (en) Weld.
  29. (en) Authorship.
  30. (en) Beginning.
  31. (en) Birth.
  32. (en) Chapter and verse.
  33. (en) Context.
  34. (en) Font.
  35. (en) Fount.
  36. (en) Fund.
  37. (en) Genesis.
  38. (en) Headspring.
  39. (en) Paternity.
  40. (en) Princi.
  41. (en) Mother.
  42. (en) Root.
  43. (en) Seed.
  44. (en) Well.
  45. (en) Fountain memba.
  46. (en) Origin menşe.
  47. (en) Resource, source.
  48. (en) Fountainhead.
  49. (en) Welded place.
  50. (en) Patch.
  51. (en) Patched place.
  52. (en) Patching.
  53. (en) Breeding-Ground.
  54. (en) Cradle.
  55. (en) Derivation.
  56. (en) Fountain head.
  57. (en) Growth.
  58. (fr) Source

petrol   US UK (nedir ne demek)

  1. Yoğunluğu 0,8-0,95 arasında olabilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ, yer yağı
    Örnek: Kamyonlar yarı benzin, yarı petrolle çalışmaya uğraşıyor. A. Gündüz
  2. Bk. yeryağı
  3. (en) Oilbearing.
  4. (en) Prospector.
  5. (en) Crude oil.
  6. (en) Petroleum.
  7. (en) British/Australasian term for gasoline.
  8. (en) See: gasoline.
  9. (en) Volatile flammable mixture of hydrocarbons derived from petroleum; used mainly as a fuel in internal-combustion engines.
  10. (en) Brit Gasoline.
  11. (en) Uk term for gasoline, either lamp fuel or automobile fuel.
  12. (en) Gas/Fuel.
  13. (en) In this type of engine, air and petrol are mixed together, then sent to each cylinder, where an electric spark from a spark plug causes the mixture to ignite and explode This drives the piston downward, rotating the crankshaft, which in turn rotates the wheels of the vehicle.
  14. (en) Commonly known as gasoline.
  15. (en) Rock oil.
  16. (en) Fossil oil.
  17. (en) Well / gas / coal / rock / stone / case oil.
  18. (en) Kerosine.
  19. (en) Parafine.
  20. (en) Rock tar.
  21. (en) Naphta.
  22. (en) Gas oil.
  23. (en) Juice.
  24. (en) Mineral oil.
  25. Eski petrol.
  26. Benzin

gaz (nedir ne demek)

  1. Tül.
  2. Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde.
  3. Yağı, petrol
    Örnek: Aklıma geldi, kilerden bir teneke gaz çıkarttım. A. Gündüz
  4. Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması.
  5. Lambası
    Örnek: Gözümü açtım ki gazlardan ikisi de sönmüş. A. Rasim
  6. Doğal gaz.
  7. Gaz yağı, petrol
  8. Gaz lambası
  9. Bk. uçun
  10. Bir özdeğin moleküllerinin özgürce ötelenme devinimi yapabildikleri, sınır yüzeyi olmayan evre.
  11. Bir özdeğin moleküllerinin özgürce ötelenme devinimi yapabildikleri, sınır yüzeyi olmayan evre.
  12. (en) Fume.
  13. (en) İlluminating oil.
  14. (en) Gaseous.
  15. (en) Gas.
  16. (en) Fuel gas.
  17. (en) Exhalation.
  18. (en) Aero-.
  19. (en) Kerosene.
  20. (en) Flatulence.
  21. (en) Wind.
  22. (en) Vapor.
  23. (en) Vapour.
  24. (en) Aeriform.
  25. (en) Gauze.
  26. (en) Public-Utility company.
  27. (en) Exhale.
  28. (al) Gas
  29. (fr) Gaz

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.016