|
yazı bilimci
-
Yazı bilimi ile uğraşan kimse.
-
Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi.
-
Alfabe.
-
Harfleri yazma biçimi.
-
Herhangi bir harf düzeninde biçim ve sanat bakımından özellik gösteren tür.
-
Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü
-
Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale
Örnek:
İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum. F. R. Atay
-
Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
-
Yazgı.
-
Düz yer, ova, kır.
-
Seslerin harflerle, hecelerle veya resimlerle gösterilmesi.
-
Görüntüde yer alan, fakat görünçlüğün bir parçası olmayan her çeşityazıyı anlatır terim.
-
Bk. arayazı
-
Title, caption
-
Clerical. scriptural. writing. article. contribution. inscription. lettering. scripture. writing.
-
Article. contribution. paper. tail. writing.
-
Article. writing. scripture. handwriting. calligraphy. fate. destiny. contribution. face. inscription.
-
Writing, script
-
Calligraphy
-
Titel, Einblendtitel, Insert, Schriftinsert, Titelinsert
-
Titre, carton
-
écriture
-
Sessiz sinema çağında söyleşmeleri, sözü vermek; konuyla, olguyla ilgili açıklamalarda bulunmak için, iki çekim arasına yerleştirilen yazı.
-
Subtitle, continur ity title, bridging title, spoken title
-
Zwischentitel
-
Sous-titre, inter-titre, carton
-
Kuzey yarım kürede 21 Haziran-23 Eylül tarihleri arasındaki zaman dilimi, ilkbaharla sonbahar arasındaki sıcak mevsim
Örnek:
Çok sıcak bir yaz gecesiydi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Kuzey yarımyuvarında yılın 21 haziranla 23 eylül günleri arasında kalan bölümünü kapsayan iki ana mevsimden biri.
-
Aestival. summer. summer. summertime.
-
Aestival. summer. summertime.
-
Summer. summertime.
-
Summer
-
été
-
Bilgin.
-
Bilimeri, -ni scientist.
yazı bilimi (nedir)
-
El yazısından hareketle o kişinin karakterini ve kimliğini çıkarmayı amaç edinen bilim dalı, grafoloji.
-
Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim
Örnek:
Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır. H. E. Adıvar
-
Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
-
Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.
-
1-Evrenin bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi. 2- Türlü duygusal yaşantıların mantıkça bir örnek düşünce dizgesine uydurulması için gösterilen çabalara verilen ad.
-
Science. knowledge. learning. scholarship.
-
Science. learning.
-
Science. lore.
-
Science
-
Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi, şahıs, nefer
Örnek:
Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum. N. Cumalı
-
Olumsuz cümlelerde kişi
-
Person. one. soul. cad. thing. wallah. wight. somebody. anybody. anyone. someone. one. no one. nobody. no man.
-
Any. anybody. party. people. person. sort. soul. someone. somebody. anyone. nobody. no one.
-
Someone. somebody. anyone. anybody. nobody. no one. anybody anyone. individual. soul. wight.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|