|
yardım alıyor olmak
-
Be on welfare
-
Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet
Örnek:
Bu, bir ricada bulunacak, bir yardım isteyecek sandı. M. Ş. Esendal
-
Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri.
-
Etki
Örnek:
Otların üstünde, ağaçların yapraklarında kalan yağmur damlaları rüzgârın da yardımıyla öğleye kadar kurudu. N. Cumalı
-
Bağış, iane.
-
Aid. assist. assistance. backing. backup. booster. comfort. contribution. cooperation. dole. donation. donative. favor. favour. furtherance. hand. help. helpfulness. lift. relief. rescue. shot. stand-by. succor. succour. support. sustenance. welfare.
-
Aid. assistance. auspices. backing. benefaction. boost. comfort. contribution. cooperate. favour. guidance. hand. help. ministration. push. recourse. relief. service. succour. support.
-
Aid. assistance. help. backing. hand. patronage. relief. helping hand. support. sustanence. aid and comfort. aiding. backing up. benevolence. benevolent contribution. cooperation. easer. favour. furtherance. good offices / international law. helping. lift.
-
aid
-
Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
Örnek:
En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. S. F. Abasıyanık
-
Gerçekleşmek veya yapılmak.
-
Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
Örnek:
Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir. T. Buğra
-
Bir şeyi elde etmek, edinmek
Örnek:
Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım. S. F. Abasıyanık
-
Bir durumdan başka bir duruma geçmek.
-
Herhangi bir durumda bulunmak.
-
Uygun düşmek, yerinde görülmek.
-
Yetişmek, olgunlaşmak.
-
Be. happen. become. exist. occur. take place. have. mature. befall. come about. come off. come over. eventuate. fare. get. go. go on. hap. hatch. hit. turn.
-
Become. come. exist. form. get. go. grow. happen. mature. occur. reign. transpire. to be. to become. to exist. to happen. to occur. to take place. to go no. to come about. to transpire. to get. to fit. to be suitable for. to be present. to ripen. to mature. to catch. to have. to undergo. to be ready/prepared/cooked. etc. to be done out of sth. catch. to be completed. to be cooked.
-
To be. to become. to exist. to come into being. to happen. to occur. to take place. to ripen. to mature. come about. fall out. get. go. grow. have. lie. make. originate. prove. stand. to go under the styles of. to go through accounts. transpire. turn out.
-
Be situated
-
(elektrik/su/gaz) açık olmak; (elektrik/ışık) açık olmak. (makine/aygıt) çalışmak, açık olmak. "
-
İyi hal, iyilik
-
Sıhhat, afiyet, refah
-
Yoksullara yardım
-
Refah, mutluluk, sağlık, sosyal yardımlaşma, yardım
kendi(nedir ne demek)
-
İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat
Örnek:
Kendi ülkemizde kendimizi yok edeceklerdi. R. E. Ünaydın
-
Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz.
-
Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz
-
"Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz.
-
Of one's own. self. auto-. self. own. self. respective. herself. him. himself. its. itself. oneself.
-
He. itself. own. personally. respective. self. several. in person.
-
Own. self. oneself. in person. ego. his. itself. number one.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|