|
yaramaz
-
Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan.
-
Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı
Örnek:
Annesine bakabilmek için akşama kadar elliye yakın yaramazın kahrını çekiyordu. R. N. Güntekin
-
Çapkın.
-
Bitmiş filmde kullanılamayacak kadar başarısız, işe yaramayan çekim.
-
Ng (no good)
-
Non-Effective. good-for-nothing. elfin. elvish. impish. mischievous. naughty. obstreperous. prankish. rompy. skittish. undisciplined. unmanageable. wicked. little perisher. pickle. rogue. scalawag. scamp. scapegrace.
-
Elfin. bad. handful. impish. naughty. rascal. rogue. scallywag. wicked.
-
Mischievous. naughty. useless. good-for-nothing. unlicked cub. impish. no- good. puchish. wicked.
-
Nichtkapierer, NK, schlechte Aufnahme
-
Prise de vues défecteuses
-
Yakışır, yaraşır, uz, mutabık, mütenasip
-
Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
-
Orantılı, oranlı.
-
Yakışır, yaraşır, elverişli, yararlı.
-
Oranlı.
-
Suitable. agreeable. conformable. appropriate. favorable. favourable. convenient. proper. eligible. due. fair. well-matched. acceptable. accommodating. adaptable. adequate. advisable. allowable. answerable. applicable. apposite. apropos. apt. becomin.
-
Acceptable. adequate. agreeable. amenable. applicable. appropriate. apt. becoming. central. coherent. commensurate. congruous. consistent. convenient. corresponding. decent. decorous. due. eligible. expedient. favourable. fit. fitting. good. happy. likely. livable. okay. opportune. pertinent. presentable. proper. propitious. proportionate. reasonable. right. seemly. strategic. suitable. timely. well. reasonable. becoming. correct. qualified. sensible. suited. fitting consistent. favorable. matching. good for. fit for in line with. apposite. conform.
-
Best fit. favorable. acceptable. adequate. advisable. agreeable. apposite. appropriate. apt. becoming. commensurable. commensurate. compatible. concordant. conformable. conformation. congenial. congruous. consistent. consonant. convenable. convenient. cor.
-
Yarar sağlayan, yararı olan, faydalı, nafi
Örnek:
Öbür oyuncular gibi uslu akıllı oynayabilse, pekâlâ takıma yararlı bir eleman olabilirdi. H. Taner
-
Advantageous. beneficial. benign. benignant. efficacious. good. handy. healthful. healthy. helpful. profitable. salubrious. salutary. sanative. sanatory. subservient. of use. useful. wholesome.
-
Advantageous. asset. constructive. efficacious. expedient. helpful. nutritious. positive. profitable. remunerative. serviceable. useful. beneficial. profitable faydalı.
-
Beneficial. serviceable. useful. worthwile. advantageous. effectual. expedient. functional. practicable. profitable. suitable. efficacious. good. healthful. helpful. instrumental. lucrative.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|