|
yara
-
Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik
Örnek:
Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım. R. H. Karay
-
Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık.
-
Dert, üzüntü, acı.
-
Yumuşak dokuları oluşturan ögelerin kesici, yaralayıcı veya bunlara benzer araç veya gereçlerle birbirinden ayrılması. Ateşli silah yarası, ısırık yarası, septik ve aseptik yara gibi değişik yara tipleri vardır.
-
Bruise. canker. cut. hurt. injury. lesion. raw. sore. trauma. ulcer. wound.
-
Cut. lesion. sore. wound. injury. gash. boil. pain.
-
İnjury. wound. open sore. ulcer. laceration. gash. rent. tear. hurt. insult. lesion. trauma.
-
Scotch
-
wound
-
Çok kesici, iyi kesen
Örnek:
Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı. H. R. Gürpınar
-
Tiz (ses)
-
Kırıcı, incitici
-
Etkili, sert
-
Görevini iyi yapan.
-
Acı, üzüntü veren.
-
Etkili, sert.
-
Azgın.
-
Sharp. sharp-edged. cutting. keen. pungent. severe. stinging. strong. incisive. acute. piquant. acrid. biting. bitter. blazing. dead. deep. edged. exquisite. keen-edged. mordacious. nipping. nippy. piercing. poignant. pointed. quick. sharp-cut. sharp.
-
Acrid. bitter. keen. piercing. poignant. pungent. rank. searching. sharp. shrill. smart. strong. tart. virulent.
-
Keen. sharp. pungent. acute. severe. biting. bitter. clear cut. exact. exquisite. incisive. intense. lively. nipping. penetrant. penetrating. piercing. poignant. quick. salty. searching. shrewd. shrill. smart. splitting. strong. trenchant.
-
Penetrating, penetrative, searching
-
Chiseled, chiselled [Brit.]
-
Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan
Örnek:
Genç kız onun kırık dişli ağzının içindeki derin karanlığa bakıyor. Ö. Seyfettin
-
Yüzeyden içeri inen.
-
Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan.
-
YoÄŸun
Örnek:
Bu büyük köşkü derin bir sessizlik kapladı. M. Ş. Esendal
-
Uzun süren
Örnek:
Bir iki derin nefesten sonra teneffüsünün ritmi düzeldi. P. Safa
-
Ayrıntıya önem verilerek hazırlanan
Örnek:
Üzerindeki tesirleri ölçmek için derin tetkikler yapmak lazımdır. F. R. Atay
-
İçten gelen.
-
Uyanılması güç, ağır (uyku).
-
Çok gelişmiş, çok ilerlemiş.
-
YoÄŸun.
-
Deep. profound. abstruse. fathomless. recondite. religious.
-
Deep. exquisite. extensive. profound. recondite. sound. thorough.
-
Deep. profound. bottom. depth.
-
sound
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|