|
yar
-
sevgili.
-
Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer, uçurum
Örnek:
Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur. Atasözü
-
Sevgili
-
Dost, tanıdık
-
Yardımcı
-
Sevilen, sevgili.
-
Dost, arkadaş.
-
Yardem eden, destekleyen.
-
Cliff. love. precipice. scarp.
-
Precipice. cliff. abyss.
-
Cliff. precipice. scarp.
-
Yemen Arab Republic [Yemen or North Yemen]; used for information dated before 22 May 1990 or CY91.
-
Yard and silvviculture materials including bark, woodchips, leaves, grass clippings, brush, small tree limbs, and stumps.
-
Youth at Risk.
-
No real translation, just used at the end of a verb to make it a command Not meant to be used when speaking to superiors Examples:.
-
[Yar] n. cliff, love, precipice, scarp
-
Sevgi ve bağlılık duyulan
Örnek:
Millet yoludur, hak yoludur tuttuğumuz yol / Ey hak, yaşa; ey sevgili millet, yaşa var ol. T. Fikret
-
Sevilen ve âşık olunan kimse, dost, yâr, canan.
-
Sevgi ve bağlılık duyulan, sevilen.
-
Beloved. loved. dear. well-beloved. pet. darling. ducky. gallant. lover. sweetheart. love. darling. beloved. deary. sweety. steady. pet. girl. beau. concubine. dearie. dove. doxy. duck. duckie. ducky. fancy man. favorite. favourite. feller. fellow. f.
-
Beloved. boyfriend. darling. dear. favourite. girl. girlfriend. love. lover. pet. steady. valentine. sweetheart.
-
Beloved. darling. dear. sweetheart. one's beloved. beau. girl. honey. inamorata. lass lassie. love. true love.
-
İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu
Örnek:
Sevgi ve dostluk şu dünyada o kadar az bulunan şeyler ki. H. Taner
-
1- (Genel olarak) Hoşa giden bir şeye eğilim; tutkuya dek varabilen bir ruh durumu. Türlü biçimleri: a. Karşı cinse karşı duyulansevgi. b. Çocuğa karşı duyulansevgi. c. Bir nedene dayandırılamayan duygudaşlık (sympathie), d. Uzun süre içinde oluşup gelişen kişisel gönül dostluğu, e. Doğaya vb. lerine duyulansevgi. 2- (Felsefede) Eski Yunan felsefesindesevgi evrende birleştirici ilkedir (Empedokies), Platon'da güzele duyulansevgi (Eros) ideaların bilgisine götüren yoldur. Hıristiyanlıkta: yardım elini uzatma anlamındakisevgi (Caritas) ve hastalara, acı çekenlere, yoksullara duyulansevgi (agape), yakınsevgisi, giderek hiç bir ayırma yapmaksızın tüm insanlara gösterilensevgi (insanlıksevgisi) ve Tanrısevgisi; çağımızda Max Scheler'in felsefesindesevgi temel kavramlardan biridir; Scheler'in baş sorunu olan kişiliğin asıl özüsevgi olduğu gibi, insanları birbirine bağlayan dasevgidir; kendi içine çekilmiş ayrık yaşayan kişi değil, dünyaya ve insanlarasevgi ile yönelen kişi, yine böyle kendisi gibi sevebilen kişilerle kendini bir-duyan kişi değer taşır.
-
Bir şeye veya bir kimseye karşı duyulan sevme duygusu.
-
Affections. love. affection. sympathies. compassion. attachment. dearness. fondness. sympathy. piety.
-
Fondness. affection. endearment. love. predilection.
-
Love. affection. amity. attachment. endearment. fancy.
-
love
-
amour
-
Amor, caritas
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|