|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
yapı
-
Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
-
Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme.
-
Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür
Örnek:
Yapısı sağlam, güzel bir erkekti. Y. Z. Ortaç
-
Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür.
-
Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
-
Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.
-
Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat.
-
Kayaçların ve onların oluşturdukları katmanlarında yerkabuğu içindeki düzeni, durumu.
-
Structural. architecture. being. blood. build. building. chemistry. composition. conformation. constitution. construction. contexture. corpus. disposition. edifice. erection. fabric. fiber. fibre. form. frame. framework. habit. habit of body. make. m.
-
Build. building. constitution. construction. disposition. erection. make. structure. temperament. vein. edifice. edifice bina. structure strüktür. fabric. configuration. conformation. build.
-
Structure. build. building. constitution. construction. make. edifice. constructing. physique. frame. origin. conformation. fabric. fibre. framing. make up. making. texture.
-
structure
-
structure
-
Yelp, bark; chatter, foolish talk; uncouth person; mouth (Slang)
-
havlama
-
(argo) ağız
-
gevezelik
-
Kesik kesik ve yüksek sesle havlamak
-
Fazla konuşmak, gevezelik etmek.
-
Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak.
-
Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak
Örnek:
Dosdoğru teyzemin evine gidecektim, iyi kötü barınacak bir yer... P. Safa
-
Bir yerde yatarak geceyi geçirmek.
-
Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.
-
Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak
Örnek:
Girip çıktığı mesleklerin hiçbirinde üç dört, hadi bilemediniz, altı aydan fazla barınamadı. H. Taner
-
Shelter. harbor. harbour.
-
To take shelter. to get along together.
-
To take shelter in. house. nestle. to take shelter. tabernacle.
başka(nedir ne demek)
-
Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge
Örnek:
Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim. H. Taner
-
Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan
Örnek:
Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor. H. E. Adıvar
-
Konu edilen, bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak başkası, başkaları biçiminde kullanılan bir söz
Örnek:
Başkalarının otuz liraya yaptığı bir kostümü siz niye seksen liraya yapıyorsunuz? R. N. Güntekin
-
"Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.
-
Other. another. different. alternative. distinct. other than. apart from. else. forth. otherwise. except. save. but. saving. hetero-. beside. save. barring. excepting. saving. another.
-
Alternative. another. atypical. different. else. further. other.
-
Other. another. different. except. apart from. other than. alternative. else. several.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|